HZ. PEYGAMBER’İN DEĞİŞTİRDİĞİ İSİMLER VE ÖZELLİKLERİ( okumanızı tavsiye ederim)
HZ. PEYGAMBER’İN DEĞİŞTİRDİĞİ İSİMLER VE ÖZELLİKLERİ
Hz. Peygamberin değiştirdiği isimlerde üç ana özellik göze çarpmaktadır. Kötü, sevimsiz, çirkin manalı olanlar; güzel manalı olup daha güzeli ile değiştirilenler; tevhîde aykırı olanlar.
1. Kötü Manalı Olanlar
Resûlüllah (s.a.) mana itibarı ile çirkin olan isimleri değiştirirdi. Meselâ Ensardan Usey’in, oğluna verdiği ismi(61) Hz. Peygamber beğenmemiş, “ona Münzir adını koy”buyurarak önceki ismi değiştirmiştir. Ebû Dâvûd (ö.275/888), Resûlüllah’ın (s.a.), Âsî, Azîz, Atele, Şeytan, Hakem, Gurab, Hubâb, Şihab isimlerini değiştirdiğini, Şihab’ı Hişam, Harb’i Silm, Muzdacî’ı Münbais yaptığını, Afire adını taşıyan bir araziyi de Hadire, Şi’bu’d-Dalâlet geçidi(n)’i Şi’bu’l-Hüdâ; Benü’z-Zinye‘yi Benü’r-Rişde; Benû Muğviye‘yi de Benû Rişde olarak değiştirdiğini nakletmektedir.
Hz Peygamber bu isimleri, şüphesiz manalarındaki çirkinlik ve sevimsizlikten; Hakem ismini, Allah’ın bir ismi; hubâb‘ı, şeytan veya bir yılan cinsinin adı olduğundan; şihâb‘ı da alev gibi yanmayıifade ettiğinden beğenmemiş, onları bu sebeple değiştirmiştir.
Ayrıca isyankâr, itaatsız kadın anlamına gelen Âsiye‘yi güzel kadın anlamına gelen Cemile’ye, sert anlamına gelen Hazn‘i kolay anlamına gelen Sehl’e, kesik anlamına gelen Asram‘ı tohum, ziraat, verim anlamına gelen Zür’a'ya çevirmiştir. Bu tür isimlerin özelliklerini şu sekilde izah etmek mümkündür:
Kesik anlamına gelen Asram verimsizliği, merhametsizliği, başkasına yararlı olmamayı; tohum, bitme, büyüme anlamına gelen Zür’a ise kesikliğin zıddı olan verimliliği, faydayı temsil eder68. Hazn, sertlik ve kabalığı; Âsî ve âsiye, itaatsizlik ve isyankarlığı; Şeytan her türlü hile ve çirkinliği; Gurab/karga, sevimsizlik ve uğursuzluğu; Müzdacî’, yatmayı ve tembelliği; Afire/çorak verimsizlik ve merhametsizliği, başkasına faydasız olmayı şuur altına yerleştirmektedir.
Burada Mesrûk’un şu naklini de ilave etmek gerekir: Mesruk; “Hz. Ömer’le karşılaştım. Bana, ‘Sen kimsin?’ diye sordu. ‘Mesruk b. Ecdâ’ dedim. Dedi ki; ‘Ben Resûlüllah’ın, ‘Ecdâ’, şeytandır’ dediğini işittim” demektedir. Bu da Hz. Peygamber’in hoş görmediği isimler arasında yer alır.
Netice olarak burada, Hz. Peygamberin değiştirdiği isimlerin, anlam itibarı ile çirkin olup hoş olmayan, bir takım şuur altı saplantılarla sahibinin karakterini etkileyen, tâzim ya da aşırılık ifade eden isimleri değiştirdiğini söyleyebiliriz. Bu tür isimlerin değiştirilme sebeplerini şu şekilde izah etmek mümkündür:
Şu bir gerçektir ki, hoş karşılanmayan bir şey duyula duyula ona karşı tepki ve duyarlılıklar söner, sonunda normal karşılanır hale gelir. İnsanın bu fıtrî yapısını dikkate aldığımızda, “Şuyûu vukûundan beterdir” ata sözünün ne kadar yerinde söylenmiş olduğunu daha iyi anlıyoruz. Zira vukûu sınırlı kalabilir, neticede zararı az olur. Ancak şuyû bulur, geniş bir alana yayılır da normal karşılanır hâle gelirse, o zaman bunun zararı daha çok olur. Yaptığı tahribatın düzeltilmesi de imkânsız olabilir. Buradaki menfi etkilenme, ismin sahibinden ziyade, çevredekiler için söz konusudur.
Dilimizde Aziz, Kadir, Samet gibi isimler, yukarıda verilen ölçüye göre mahzurlu sayılmasına rağmen çocuklara verilmektedir. Ancak bunlar Abdülaziz, Abdülkadir, Abdüssamet’den kısaltma olmalıdır. Çünkü Cenab-ı Hakk’a ait isimlerdir. Resûlüllah (s.a.) bu gruba dahil isimlerle tesmiyeyi/isimlenmeyi uygun görmemiş ve her seferinde değiştirmiştir. Bu tür isimleri, örneğin sadece Âziz şeklinde değil, Allah’a kul olmayı ifade eden Abdülaziz şeklinde “abd/kul” izafetiyle verilmesi en uygun bir yol olacaktır.
Hz. Peygamber kötü manalı isimleri güzel manalı isimlerle değiştirirken genelde o kelimenin taşıdığı anlamın zıddını vermekle gerçekleştirmiştir. Mesela sert anlamına gelen Hazn ismini, zıddı olan ve kolay anlamına gelen Sehl kelimesi ile değiştirmiştir. Ancak bu metot genel değildir. Daha önce Ehl-i kitap olan Abdullah b. Selâm, müslüman olunca ona bu adını Hz. Peygamber vermiştir. “Sulh ve Selametin oğlu Allah’ın kulu” anlamına gelen bu isim, Allah’a kul olmayı ve onun neticesi olan sulh ve selameti hatırlatmaktadır.
Mensup olduğu batıl dinî bırakıp girdiği yeni dinde nasıl bir yaşantı ile ne tür bir neticeye ulaşacağını hatırlatır mahiyettedir. Gerçi Hz. Peygamber Abdullah adını ilk doğan çocuklara da vermiştir. Ancak burada yeni din ile ilgili belirgin bir hatırlatma göze çarpmaktadır.
Hz. Peygamber sadece şahıs isimleri değil köy ve geçit gibi isimleri de değiştirmiştir. Değiştirdiği isimlere bakıldığında onların kötü manalı oldukları, özellikle mekân isimlerinin bir uğursuzluğu çağrıştırdıkları ya da halkı bu yöne sevk ettikleri göze çarpmaktadır. Bu tür isimleri muhtemelen, tefeül amacıyla güzel manalar çağrıştıran isimlerle değiştirmiştir.
Ancak şurası iyi bilinmelidir ki, Hz. Peygamber hiçbir zaman herhangi bir şeyden uğursuzluk çıkarmazdı. Bir yere bir memur göndereceği zaman o şahsın ismini sorar, anlamı hoşuna giderse sevinir, hatta neşesi yüzünde görülürdü. İsimden hoşlanmazsa bu da yüzünden belli olurdu. Bir köye gidecek olsa köyün adını sorar, anlamı hoşuna giderse sevinir, hoşlanmazsa bu da yüzünden okunurdu. Hz. Peygamber’in bu tutumunun uğursuzluk inancını reddetmek için olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu tür isimleri değiştirmesinin ve ad koyarken de güzel manalı sözcükler seçmesinin bir sebebi, aslında halkı uğursuzluk gibi yanlış inançlara düşmekten kurtarmaktı. Bu da onun gönderiliş amacına gayet uygundu. Zira o günün toplumu kötü manalı isimlerden zaten uğursuzluk gibi yanlış manalar çıkarıyordu.
Hz. Peygamber tefeülden hoşlanırdı. Göndereceği memurun veya gireceği köyün isminin güzel olmasından hoşlanması bundandı. Kötü isimlerden hoşlanmaması ve tefeüle imkan tanımayan kötü isimleri güzelleriyle değiştirmesi, uğursuzluk duymasından değil, tefeülün ortadan kalkmış olmasındandı. Ayrıca Resûlüllah’ın tefeülden hoşlanması, güzel isim koyma emrinin müminlere benimsetilmesine yönelik bir çaba olarak da yorumlanabilir. Görüldüğü gibi, Resûlüllah’ın güzel isimleri tercih etmesi, bunlardan da tefeül edip sevinç izhar etmesi, kötü isimlerden uğursuzluk çıkardığı manasına gelmez. Bilakis uğursuzluk çıkarma geleneği ile mücadele gayesini taşır.
2. Güzel Manalı Olup Daha Güzeli İle Değiştirilenler
Hz. Peygamberin değiştirdiği isimler arasında, kötü manalı ve tevhîdi zedeleyici isimlerden başka güzel manalı isimler de vardır. Ancak bütün güzel manalı isimleri değiştirmiş değildir. Güzel manalı olup da Hz. Peygamber’in değiştirdiği isimleri genel bir analize tâbi tuttuğumuzda, onların, anlamları güzel olmasına rağmen sahibi ve çevresi üzerindeki menfi etkiler bırakan isimler olduğunu görmekteyiz.
Mesela; Hz. Peygamber, “iyi insan, kusursuz kimse, günahsız” anlamına gelen Berre ismini Zeyneb’e çevirmiştir. Bu ismi taşıyanın zihninde, kendini beğenme gibi bir mana teşekkül edebilir. Bu da isimlenenin karakterini olumsuz yönde etkilemek demektir. Zira bu isim hakkında Hz. Peygamber, “Allah sizin iyi olanlarınızı en iyi bilendir” buyurarak bu adı değiştirirken, “kendinizi temize çekmeyin!” sözüyle de, güzel bir ismi başka güzel bir isimle değiştirmenin gerekçesini belirtmiştir. Bunun anlamı, “Berre adını takıp da bununla iyi olduk sanmayın! Allah kimin iyi olduğunu herkesten daha iyi bilir!” demektir. Rivayetlere göre Zeynep bnt. Ebî Seleme’nin adı Berre idi. Nefsini tezkiye ediyor denildi. Bunun üzerine Hz. Peygamber onu Zeyneb diye isimlendirdi. Demek ki buradaki çirkinlik, mananın çirkinliğinden gelmiyor.”Kendinî temize çıkarmayın, kimin muttaki (temiz) olduğunu O (Allah) çok iyi bilir” âyetine muhalefetten ileri geliyor, denebilir. Şu halde İslam âdâbına uymayan, kişiye gurur, kibir, aldanma telkîn eden isimler uygun değildir.
Diğer bir rivayette belirtildiğine göre Cüveyriye bnt. el-Haris’in ismi de Berre idi, Hz.Peygamber onu da Cüveyriye’ye çevirmiştir. Resûl-i Ekrem’in (s.a.), “Yanından çıkan birinin ‘Berre’nin yanından çıktı’ denmesini sevmiyorum” buyurarak yasağın diğer bir gerekçesini açıkladığını görmekteyiz. Şu halde bu kategoride yer alan isimleri değistirmesinin genel sebebi; hem ismin anlamından hem şahsa yansıyan menfi etkisinden kaynaklandığı şeklinde yorumlanabilir. Çünkü nefsin tezkiyesini yalnız Allah bildiği gibi, ismin ifade ettiği anlam hakikatin hilafına da olabilir. Bu sebeple sahibini yersiz güvene ve bunun bir uzantısı olarak da kullukta gevşekliğe itebilir. Zira yersiz güven takvayı zedelediği gibi kulluk ifasında gevşekliğe de sebep olur.
3. Tevhîde Aykırı Olanlar
Hz. Peygamber’in yeni doğan çocuklara tevhîdi ve Allah’a kulluğu ifade eden Abdullah ve Abdurrahman gibi isimler vererek bunların Allah’a en sevimli adlar olduğunu ifade buyurduğunu, bunun tam tersini ifade eden “Melikü’l-Emlak/mülklerin maliki gibi isimleri de Allah’ın en sevmediği isimler olarak takdim ettiğini, bunun sebebini de “Allah’tan başka mâlik yoktur” şeklinde açıkladığını burada tekrar hatırlatmakta yarar görmekteyim. Görüldüğü gibi bu tür isimler, tevhîde aykırı olarak şirk anlamı ifade etmektedirler.
Tevhîdi zedeleyen isimleri iki açıdan ele almak mümkündür. Biri Allah’a ait sıfatların kullara izafe edilmesidir; Melikülemlâk gibi. Diğeri de, Allah’tan başkasına kul olmayı veya kulluk etmeyi ifade eden izafetlerle verilen isimlerdir. Mesela Mekke müşrikleri nezdinde en önde gelen ve en büyük kabul edilen putlardan olan Uzza’ya izafe edilerek Abduluzza benzerinde verilen isimler gibi, ki Ebu Leheb’in ismi Abdüluzza idi. Uzza’nın kulu demektir. Abdüşşems/güneşin kulu şeklinde verilen isimler de bu kabil isimlerdendir.
Konuyu genel bir kaideye bağlayarak ifade edecek olursak, tevhîde aykırı isimleri, Allah’tan başka bir varlığa kulluğu ifade eden isimlerle sadece Allah’ın şanına layık olan sıfat ve isimler olarak belirtmek mümkündür. Bu tür isimleri vermek ise haramdır. Zira Hz. Peygamber, “Hakem Allah’tır, hüküm de ona aittir; öyle ise sen nasıl Ebu’l-Hakem künyesini taşırsın?” diyerek, Ebu’l-Hakem künyesini, “Ebu Şüreyh’e çevirmiştir”. Bu uygulamada yasağın illeti açıkça görülmektedir.
F. Hz. PEYGAMBER’İN DEĞİŞTİRMEYİ ARZU EDİP DE DEĞİŞTİRMEDEN VEFAT ETTİĞİ İSİMLER.
Hz. Peygamber, bazı isimlerin kullanılmasını yasaklama arzusunda olduğunu izhar etmiş, ancak bunları değiştirmeden vefat etmiştir.
Yaşadığı süre içerisinde Hz. Peygamber’in bunları değiştirmemesi, muhtemelen değiştirmenin şart olmadığındandır. Zira çeşitli sebeplerle arzu edip de yapmadığı veya yapmaktan vazgeçtiği daha birçok hususlar vardır. Bunu, “yapılırsa daha güzel ancak yapılmadığında sakınca olmayan” türden bir olay olarak değerlendirmek mümkündür. Yasaklamayı arzu edip de yasaklama işleminden vaz geçmesi, yasağın keraheti tenzihiye ifade edip haram olmadığını gösterir.
Câbir b. Abdillah (r.a.) Hz.Peygamber’in değiştirmeyi arzu edip de değiştirmeden vefat ettiği isimleri şu sözleriyle belirtir: “Peygamber (s.a.); Ya’lâ, Bereket, Eflah, Yesâr, Nâfi‘ ve buna benzer isimleri koymaktan nehyetmek istedi. Sonra onun bu mevzuda süküt ettiğini gördüm; artık hiçbir şey söylemedi. Sonra Resûlüllah bunları yasaklamadan vefat etti”. Nevevî (ö.676/1277) kerahetin sadece bu isimlere mahsus olmayıp kıyas yoluyla benzer manalar taşıyan başka isimlere de şamil olduğunu belirtmektedir.
Ebû Dâvûd’un (ö.275/888) rivayetinde yer alan, “Zira kişi ‘Bereket burada mı?’ diye sorar da ‘Hayır yok!’ diye cevap verirler” ziyadesinde yasaklama arzusunun gerekçesi belirtilmektedir. Yasağın sebebi, hadiste açıkça görüldüğü gibi, ismin kullanılışı esnasında zihne gelebilecek uygunsuz manalardır. Daha açık bir ifade ile burada gerçekte var olan bir şeye yok demenin uygunsuzluğu dile getirilmiş; ismin taşıdığı anlam ile hakikatlerin çatışması söz konusu olmuştur. Bu da bize gösteriyor ki, verilen isimlerin taşıdığı manalar, hakikatlerle çelişmemesi gerekir. Ayrıca, “Bereket burada mı?” sorusuna “hayır yok!” cevabında teşeume/uğursuzluk inancına sebebiyet ya da meydan verme ihtimali de vardır. Bu tür ihtimallere yer vermemek için söz konusu isimlerin değiştirilmesi arzu edilmiş olabilir. Ancak değiştirmenin ya da bu tür isimleri vermemenin şart olmadığı da anlaşılmaktadır. “Olsaydı, uyulsaydı, yapılsaydı daha güzel olurdu” kabilinden bir arzudan ibarettir. Ancak Hz. Peygamberin bu tür arzularına mümkün olduğu kadar uymanın yararlı olduğu kanaatini taşımaktayız.

ben zaten hep böyle şeyleri çok severim zaten şimdi gördüm bu siteyi ben böyler şeyler arıyordum ve buldum.
ben bu siteyi begendigim için geçmek istiyorum zaten tesatüf oldu bu siteyi görmem
benim adim BERRE TOZLU ama sizin yanlisiniz var . BERRE ismi peygamberimizin haniminin isidir ve bunu degistirmesinden sonra bu ismi tasiyanlarda kendini begenmislik olmaz!bende de yok sizi kiniyorum
valla ben muslumanim annemin adi da barre
benim adim gunce guncel valla ben muslumanim annemin adi da berre
benim adim CEREN KARABULUT ben bir salagim bnu kendimde biliyorum annem benim adimi berre koysaydi belki akilli olurdum
benim adim MEVE MUSLU annemi babami cok seviyorum ama ismimi degil sinifimda berre diye bir arkadasima ozeniyorum.ben bir ozenen cocugum zeka yasim 1
Sevgili gençler. Yorumlarınızı okudum. Makale yanlış anlaşıldığı için üzüldüm. Eğer biraz daha dikkatlı okursanız, verilmek istenen mesajı daha iyi anlıyacaksınız.
Verilmek iztenen mesaj çocuklarımıza isim verirken biraz daha duyarlı olmak, manalırını bilerek vermek. Çocukların psikolojisini bozmayacak isimleri seçmek. İsimlerini sevebilecekleri isimler bulmak…
Berre ismi güzel bir isim. Mutlak değiştirilmesi gereken bir isim değildir. Bu ismi taşıyanların ismin taşidiği bu güzel manasından dolayı gururlanmamaları konusunda sadece bir uyarı taşıyor, bu kadar. Eğer siz isminizden dolayı böyle bir duyguya kapılmamışsanız, zaten sorun yok. Kalın sağlıcakla…
İsimlerle ilgili yazı Merve Uçar’a ait değil, alıntı olsa gerek.
Sayin site yoneticileri,
30.03.2008 tarihinde merve muslu adi ile gonderilen yorumlari silmenizi rica ediyorum. Bu yazilar kizim tarafindan buyuk bir hata ile yazilmistir. Bu durumu bir an once duzeltirseniz cok sevinecegim. saygilarimla
sayin site yoneticileri Ekim 22 2007 4:35 pm, ‘Aralik 30′ 2007 4:04 pm ve mart 30, 2008 11:33 tarihli yorumlarin silinmesini rica ediyorum. saygilarimla
mrb benim kızımın adı berre ben verdim bu ismi ama peygamber efendimizin anneannesi nin ismi diye duymuştum
efendimiz her konuda olduğu gibi isimm konusunda da çok ince şüphesiz.Paylaştığınız için ayrıca teşekkür ederim ilerde çocuklarımıza koyacağımız isimlerde seçici olucam inşallah
Cok Güzel Bir Site Allah Razi Olsun
Yazı için teşekkürler , gerçekten çok güzel bir site olmuş.Devamını bekliyoruz.Saygılar…emlak
valla bence isim de önemli ama önemli olan insanların kişilikleri ne de olsa isimlerinin manası güzel olupta isimleriyle yaptığı işler çelişen nice insan var değil mi?