Nasıl okumalı

•Nisan 1, 2009 • Yorum Yapın

 

Neyi Nasıl Okuyalım

 

Neyi Nasıl Okuyalım?: Selamunalayküm hocam, bir pazar günü sizi televizyonda izledim, konuşma tarzınız anlatımınız ve her soruyu cevaplarken insanın aklında başka soru kalmayacak şekilde yanıtlamanızdan çok etkilendim. ben kendimi dini konuda bilgisiz buluyorum bunun için kitap okumak istiyorum, fakat her yazarın kendi uslubu kendi tarzı var her kitap farklı birşey söylüyor hangisine inanmak gerek bilemediğimden sizden bu konuda yardım istiyorum. Nereden başlamalıyım hangi yazarın kitaplarını tavsiye edersiniz hayırlı günler diliyorum

bizim cevabımız27 KASIM 2004 tarihin’de , Faruk BEŞER yanıtladı

Biz üniversitede öğrencilerimize şöyle diyoruz: En iyi bir üniversite hocası artık sizin bilgilenmenize en çok %20 oranında katkıda bulunabilir. Geriye kalan iş, sizin çabalarınıza ve okuma alışkanlığı edinmenize bağlıdır. Okuma alışkanlığı edinmeden de üniversiteyi bitirebilirsiniz, bu mümkündür, ama hiçbir zaman ne bir ilim adamı, ne bir düşünce adamı, ne de bir sanatkâr olabilirsiniz. Şu halde ne yapıp yapıp okuma alışkanlığını edinmelisiniz. Ondan sonrası kolaydır ve kendiliğinden gelir.

İyi okuyan bir insan, ayda en az, ortalama üç yüz sayfalık, üç kitap bitiren insandır. Böyle iki kitap okuyan da okuyan sayılır ancak istediği alanda sıyrılamaz ve öne geçemez. Bir kitap okuyan, ancak toplumdaki değişimi yakalar ve toplumun parçalarından birisi olur. Bir kitap dahi okumayan insanlar, toplumdan geri kalan insanlardır. Çünkü toplum da bir şekilde bilgilenmekte ve bir yere doğru gitmektedir.

1. Buna göre istediği sahada önde, hatta önder olmak isteyen herkes okuma alışkanlığını kazanmak zorundadır. Kimse oturduğu yerde önde ya da önder olmamaktadır. Ve Allah Rasulü Efendimiz (sav): “Bilgi ancak, taallümle olur”, buyurur. “Taallüm”, biteviye bir öğrenme çabasının adıdır. Yani zorlanarak, parça parça, gıdım gıdım öğrenme demektir. Bilgi sabah aç karnına alınan tabletler haline getirilmedikçe de Efendimizin bu beyanı geçerli kalacaktır. Kimse durup dururken, ya da bir keramet eseri, her şeyi bilebileceğini zannetmemelidir. Böyle keramet eseri bilgilendiği sanılan insanlar, ya gerçekte öyle değildirler ve sevenleri onları öyle zannederler, ya da, varsa bu bilgilerini öyle sanıldığı gibi, birden ve kerametle elde etmiş değillerdir. Bilgilenmede bereket olabilir. Bildiğini yaşama bu bereketin en öncelikli sebebidir. Ancak “taallüm” olmadan alim olunmaz. Öncelikle bunu böyle bilmemiz gerekir.

2. Herkesin, her bilgi ve yaş seviyesinin okuması gereken kitaplar farklıdır. İnsanlar kendilerini tanıyan alimlerle konuşup tartışıp, ne okuması gerektiğini belirlemesi lazımdır. Seviyemize göre bizi yoran ve şu anda okumamızın fazla faydası olmayan kitapları okumamalıyız. Bunu da işi bilen insanlarla belirlememiz lazımdır.

3. Şunu kesinlikle söyleyebiliriz ki, cafcaflı ve ilmi başlıklarla piyasaya çıkan kitapların yaklaşık onda dokuzu, bu konuyu iyi bilmeyen insanlar tarafından yazılmaktadır. Kuranı Kerim mealleri için dahi aynı şeyi söyleyebiliriz. Bunu böyle söylememiz birilerine hakaret için değildir, tecrübemize dayanarak bir tespitimizi ortaya koymak ve insanlara boşuna keçi boynuzu çiğnetmemek içindir. Bunun böyle olduğunu bilmezsek, okuduğumuz kitaptan bir şey anlayamayınca muhtemelen kendimizi suçlar ve anlamadığımızı sanırız. Oysa durum öyle değildir. En zor zannedeceğiniz konular bile, eğer bilen birisi tarafından anlatılıyorsa çok kolay anlatıldığını ve çok kolay anlaşıldığını göreceksiniz. Bu sebeple kitap seçimi çok ama çok önemlidir.

4. Bizim, okuduğumuz kitaplardan azami ölçüde yararlanabilmemiz için daldan dala atlayarak değil, konu bakımından birbirini izleyen ve tamamlayan bir sıra içerisinde kitap okumamız en akıllıca olandır. Mesela, bilgi felsefesini anlamak istiyorsak, bu konuda ilk başlamamız gereken kitabı ve ondan sonrakileri belirleyip, basit olandan başlayarak daha ağır olana doğru peşpeşe sekiz on kitap okumalıyız. Böylece bir konuda aldığımız bilgilerimiz taze iken diğerlerini de onlara eklemek suretiyle konu hakkında derli toplu bir bilgi sahibi olabiliriz.

5. Henüz öğrenci isek ve ilmi çalışmalara başlamamışsak, okuduğumuz kitapları fişleme yoluna gitmemeliyiz. Çünkü fişlemeyle uğraşmamız bize zaman kaybettirir ve bizi okumadan bıktırabilir. Ancak kitabı çizmekten de çekinmemeliyiz. Önemli yerlerini çizmeli, kenarlarına bir iki kelimelik kısa notlar almalıyız. Ta ki, o kitapta olduğunu bildiğimiz, ama yerini hatırlayamadığımız önemli bilgilere sonradan çabucak ulaşabilelim. Mümkünse kitabı okuyup bitirdikten sonra, sonuna ya da başına kitap hakkındaki kanaatlerimizi anlatan birkaç cümlelik notlar yazmalıyız. “Bu kitap bir kez daha okunmalı, filan konuda az ve öz bilgiler veriyor, bu kitabı lise seviyesindeki gençler mutlaka okumalı, sosyolojide mastır yapmak isteyen gençler bunu mutlaka okumalı, bir daha okumaya değmez…” gibi.

6.Okuduğumuz ve yazıp çizdiğimiz kitabı özenle korumalıyız, ödünç verirken mutlaka dönmesini sağlayacak şekilde vermeliyiz. Çünkü bizim böyle bir kitaba müracaat etmemizle, hiç okumadığımız bir kitaba müracaat etmemiz aynı değildir.

7.Hiç kimse her şeyi yeniden keşfedip gerekli bütün bilgileri yeniden ve sıfırdan oluşturamaz. Öyleyse okumada seçmeci olmalıyız ve bin yıllardır doğru olduğu kabul edilen, ya da en azından yanlışlanamayan şeyleri doğru kabul ederek okumaya başlamalıyız. Bazılarının dediği gibi, her şeyi oku da doğru olanı alır, yanlış olanı bırakırsın düşüncesi çok yanlış ve bir o kadar da saçmadır. Çünkü doğru ve yanlış yargısını insan, kafasındaki bilgilere göre verir. Öyleyse elde ettiği bilgilerin öncelikle doğru bilgiler olmasına dikkat etmelidir. Bir Müslüman için bin dört yüz küsur yıldır yanlışlanamayan Kuranı Kerimden daha güvenilir bilgiler olamaz. Öyleyse bir Müslüman öncelikle bu kesin bilgilerle kafasını donatması ve adeta ilk formatlamayı onlarla yapması, ondan sonra diğer bilgileri alması gerekir. Ta ki doğruyu yanlışı onlara göre anlayabilsin. Salt akılla düşündüğümüz zaman dahi en kestirme ve en isabetli yol budur. Çünkü bunun alternatifi, doğruluğu tam tespit edilmemiş her türlü bilgiyi alma ve ondan sonra vereceği kararları onlarla vermedir. Böyle bir yolun diğerine göre çok daha riskli olduğu açıktır. Şu halde Müslüman bir genç öncelikle Kuranı Kerim ve içindekiler hakkında yeterli bilgiye sahip olmalıdır. Onun canlı hale gelmiş şekli olan sünneti ve Hz. Peygamberi iyi tanımalıdır. Hangi sahada çalışıyor olursa olsun bir Müslüman, Kuranı ve Hz. Peygamber’in hayatını sürekli okumalıdır. Bu konuda yeni yazılan ve orijinalitesi olan her kitabı alıp okumalıdır. Tabir uygunsa, adeta pergelinin bir ayağı burada durmalı, diğer ayağı ise alemi dolaşmalıdır. Yani okumalarının temelini bunlar oluşturmalıdır. Ta ki, her okuduğu kitabı bunlara vurarak değerlendirme şansı yakalayabilsin.

8.Okurken hem bilgilerini düzenli ve sistemli bir şekilde artırmayı, hem de dilini geliştirmeyi hedeflemelidir. Çünkü dil sihirli bir araçtır ve hiç kimse kendi ana dilini çok iyi bilmeden, soyut bir şeyi çok iyi anlayamaz ve çok iyi anlatamaz. Ana dilimizi çok iyi bilmemiz bize aynı zamanda Kuranı Kerimin bir emridir. Bu sebeple Türkçe’yi çok iyi kullanan yazarların eserlerini mutlaka okumalıdır. Ayrıca bilgi dediğimiz şey; insanı, doğayı, bilgiyi, güzeli ve çirkini, fiziği ve meta fiziği olduğu gibi tanımaktan ibarettir. Dikkat edecek olursak, felsefenin konuları da tamamen bunlardır. Öyleyse yine en basitinden, en ağırına doğru bu konuları anlatan düşünce ağırlıklı kitapları okumalı ve bu konular hakkında sahip olmamız gereken temel bilgileri, temel dünya görüşümüzü ve temel kanaatlerimizi edinmeliyiz. Aksi takdirde hiçbir alanda isabetli ve doğru şeyler söyleyemeyiz. Bunlardan felsefe diye korkanlar olursa, İslam’ın bize yüklediği tefekkür, tedebbür, nazar teemmül, istidlal, tezekkür, akletme… görevlerimizi yaparak bu konuları yine de öğrenmeliyiz.

9.Bir yerden başlamalı ve okuyacağı kitapları iyi seçerek okumaya devam etmeli. Okuduklarını birisiyle tartışmalı ve ardından gelecek seçimi ona göre yapmalıdır.

FİLİSTİN FİLİSTİN FİLİSTİN

•Ocak 12, 2009 • Yorum Yapın

Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem;
Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.
Biri ecdadıma saldırdımı,hatta boğarım!…
-Boğamazsın ki!
-Hiçolmazsa yanımdan kovarım.
Üçbuçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam;
Hele hak namına haksızlığa ölsem tapamam.
Doğduğumdan beridir, aşığım istiklale;
Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lale!
Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum
Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum!
Kanayan bir yara gördümmü yanar ta ciğerim,
Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim!
Adam aldırmada geç git, diyemem aldırırım.
Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım!
Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu…
İrticanın şu sizin lehçede ma’nası bu mu?

Mehmet Akif Ersoy

•Mayıs 11, 2008 • 3 Yorum

Ya Rabbi! Seni tarif etmektedir bütün güzel isimler
Sen güzel isimlerini aşikâr etmezsen ruhum karanl
ıkta kalır
Esmaül Hüsna’na şahit yaz beni

ALLAH(cc)!
Sensin Allah(cc) sanadır kulluğum
Sendedir çarem seninledir varlığım
Seni arar ruhum seni anar kalbim
Başkasına değil sana muhtacım
Başkasını değil seni çağırırım
Başkası yaratılmıştır sen yaradansın
Başkası devamsızdır sen daimsin ve daim eyleyensin
Başkaları muhtaçtır sen ihtiyaçsızsın ihtiyaçları görensin
Başka ilah yok sen Allah(cc)’sin
Sen ki esi benzeri olmayansın
Sen ki bütün eksiksiz sıfatların sahibisin
Cemaline çevir yüzümü başkasına rağbet ettirme kalbimi

219903189_3434f16cb7.jpg

Ya Rahman!
Sen öyle rahmet edersin ki rahmetinin bir cilvesi cennetim olur
Rahmetinden bir parıltı sonsuz mutluluğumdur
Rahmetinin bir damlası herkesin rızkına kefil olur
Su çorak gönlüme merhametini indir
Su fani ömrümü sonsuzluğa eriştir.

Ya Rahim!
Öylesine rahimsin ki kulağını sözüme muhatap eylersin
Aklıma vahyinle tenezzül edersin
Öylesine Rahimsin ki istendiğinde zaten verirsin
İstenmediğinde de lütfedersin
Öylesine Rahimsin ki hak edene hepten verirsin
Hak etmeyene bile çok bahsedersin
Öyle Rahimsin ki dünyayı bu kadar güzel eylersin
Ahireti ondan daha güzel eylersin
Ya Rabbi! Korkudan emin eyle beni
Yüzünden azad eyle kalbimi
Ateşten uzak eyle beni
Hicrana düşürme kalbimi

Ya Vehhab!
Yokluğa sırf yok olduğu için varlık bahsedersin
Nankörlerin bile rızkını kesmez inkar edenlere bile nefes verirsin
Varlığın senin lütfundur senin ihsanındır
Aciz varlığıma lütfunu ihsanını daim eyle

Ya Rezzak!
Hazinende yok yoktur ol dersin her şey olur
Yarattığın her canlının rızkı senin katında saklıdır
Vahyin mümin kalplerin selin akılların rızkıdır
Ya Rabbi! Sana muhtaç olmak en büyük zenginliğimdir
Senin fakirin eyle beni
Senin verdiğinle doymak en büyük lezzetimdir
Sofranda ağırla benine

x1pphu2k6hcg6q593aq-6z1rnhow7nkh2ssl3sp2f5boec_vu-cugdicnmmojwqd73t0mfo1xekes99sai4ciscjwleqoezubij-zzzebr_h2vjjzbenkc-ea.jpg

Ya Melik!
Kimsenin kimseye fayda vermediği gün hüküm senin
Gökler yarılırken sahibim sensin
Yıldızlar dağılırken sahibim sensin
Varlığım bana ait değil varım yoğum senin
Elimde olanlar benim değil sahiplendiklerim de senin
Yokluğa düşürme beni an senin
Darlık verme kalbime mekan senin

Ya Kuddüs!
Sensin kuddüs kutsiyet sendendir bundan öte laf olmaz
Sen dilemezsen hiçbir şey pak sayılmaz
Gönlüm sana yönelmedikçe saf olmaz
Kanımı her nefeste temizlediğin gibi nefsimi arindir pak eyle
Temizlenenlere muhabbet edersin gönlümü muhabbetinle temizle

Ya Selam!
Sensin selam sendendir selam
Emrini dinler ateş ki İbrahim(as) için serin ve selametli olur
İbrahim(as) gibi dostluğuna kabul eyle beni
İbrahim(as) gibi ateşi gül eyle tenime
Gül gibi ateşten çiçekler açtır ruhumda
Selamını şebnem gibi dokundur kalbime

camide.JPG

Ya Mümin!
Sen hidayetini göndermezsen kalpler nasıl mutmain olur
Sen kalplere itminan vermezsen kim inandığından emin olur
Sen inandırmazsan kim mümin kalır
Revamin tuzagina düsürme beni nefsimin diline birakma beni
Öyle mümin eyle ki beni pismanliklarim beni sana döndürsün

Ya Müheymin!
Sensin gariplerin siginagi
Sensin kimsesizlerin dayanagi
Sensin hakki himaye eden
Sensin aklimi aldanislardan kollayan
Sensin ayagimi tuzaklardan kurtaran
Sen ki zayiflari kuvvetlilerin serrinden himaye edersin
Mazlumlarin hakkini zalimlerden almayi vaat edersin
Sen ki benim en küçük, en önemsiz,
En gizli arzularimi da bilir bana merhamet edersin
Nefsimin aldatmalarina kanmaktan koru beni
Asagilarin asagisina yuvarlanmaktan koru beni

Ya Aziz!
Izzet senindir sendendir izzet
Sen dilersen kimse zillete düsmez
Sen vermezsen kimsede izzet kalmaz
Kalbim yalniz sana kanar
Yakindiginla aziz eyle kalbimi
Ruhum yalniz seni arar
Huzurunla aziz eyle ruhumu
Halim yalniz sana asikar
Baskalarinin yaninda rezil etme beni

352281376_54563f8b20.jpg

Ya Cebbar!
Sen ki mağrurları gururlarına esir eylersin
Sen ki kibirlenenlerin boynuna kibirlerini tasma eylersin
Sen ki zor kullanıp zulmedenleri vicdanlarının pençesine
hapsedersin
Bir sineği vasıta eyle de Nemrutlardan kurtar beni
Bir asayi vesile eyle de firavunlara galip getir beni
Ebabilleri gönderde Ebrehlerin fillerinden koru kalbimi
Nefsimin beni isyana zorlamasına izin verme
Aklimin beni saptırmasına geçit verme
Hep itaat üzre sabit kil beni

Ya Mütekebbir!
Ben acizim sen Kadir’sin
Ben fakirim sen Rahim’sin
Ben ölüyüm sen Hayy’sin
Ben çaresizim sen Ehad’sin
Ben muhtacım sen Samed’sin
Ben sağırım işiten sensin
Ben körüm gören sensin
Ben dilsizim konuşan sensin
Ben yaratılıyorum yaradan sensin
Ben yokum var eden sensin
Ben hiçim ama emellerim büyüktür
Ben yoksulum ama isteklerim çoktur
Ben isterim çünkü sen büyüksün
Şahit yaz büyüklüğüne bu küçük kalbimi

Ya Halik!
Sen ol deyince her şey oluverir
Ol de olayım yarattıklarının arasında kalayım
Halk ettiğin gibi ahlaklanayım
Sen yarattın diye güzel olayım
Hep en güzel kıvamda kalayım

352281378_6a702ee924.jpg

Ya Musavvir!
Yokluğa varlık suretini giydiren sensin
Hiçliğe varlık boyasını çalan sen
Güzeli güzel kilan ancak senin tasvirindir
Sen ki yüzümü benim için biricik sevdiklerim için tanıdık
eylersin
Katinda makbul olan güzellikle tasvir eyle suretimi

Ya Gaffar!
Gizli düsmanliklarimi bilen sensin
Gözyaslarima deger veren sensin
Bilirim rahmet denizini bulandiramaz cümle günahlar
Rahmetinle arindir bagisla beni

Ya Fettah!
Damla kadar da olsa sevabim lütfeylede cennetini aç bana
Saskinda olsa aklim kerem eyle de sana gelen yollari aç bana

Ya Alim!
Senin için bilmenin basi yoktur
Ben ancak sonradan bilirim
Senin bilmedigin bir an yoktur
Ben ancak bazen bilirim
Sen açik edip söyledigimi de bilirsin
Sen susup kendime sakladigimi da bilirsin
Unutup kendimden sakladigimi da bilirsin
Kendi kuyularima aklimin iplerini salarim
Kendime aklim ermez sen beni benden çok bilensin
Kalbimin kuytularinda el yordamiyla dolasirim
Kendime kendim yetmez sen bana benden çok sirdassin
Bildigimi bilenlerden eyle beni bilmedigimi bilenlerden eyle beni
Sana malum olan ayip ve kusurlarimla utandirma beni

duuua.JPG

Ya Kabid! Ya Basit!
Dara düsürüsün genislik verdiginde sükretmeyeni
Genisletirsin dara düstügünde de sükredeni taktir senindir
Ya Rabbi! Sen ki imkansizi mümkün kilarsin
Darda koyma beni dara düstügümde de sükredenlerden eyle beni
Sen ki asillari yaninda tutarsin gölgede birakma beni

Ya Hafid!
Öyle Hafid’sin ki yokluga yuvarlarsin varligiyla gurura
düseni
Öyle Hafid’sin ki zillete düsürüsün kendisini yücelteni
Gururdan azad eyle nefsimi zillete düsürme kalbimi

Ya Rafi!
Secdelerimle sultan eyle beni
Kullugumla sereflendir beni
Katinda rütbelendir beni
Iyiler arasinda an beni
Yükseklere al beni

Ya Muizz!
Izzetim varsa ancak senin verdigin kadardir
Yalniz sana itaat etmenin izzetini ver bana
Izzetine ayine et fakiri

Ya Müzill!
Sana boyun egisim en tatli sevincimdir
Senin kapina gelmeyen sonsuz çaresizlikler içindedir
Sana muhtaç olusum en büyük serefimdir
Cevapsiz birakma beni

Ya Semi!
Yare açik yare yare açmaya yare ne hacet
Feryadim duyulur asikare dile dökmeye ne hacet
Güllerim döndü hare hare küsmeye ne hacet
Dil avare dudak bi çare parelenmeye ne hacet

355023198_e2ff63723d.jpg

Ya Basir!
Körüm körlügüme bile
Körüm gördügüme bile
Körüm gösterdiklerine bile
Vaat ettigin cennetine bile körüm
Senin görmenle görür cümle gözler
Aç gözlerimi

Ya Hakem!
Sen ki varlik agacini yoklugun karanlik köklerinden çikarip
vücuda getirensin
Sen ki kalbimi bir nutfe gibi rahmetini rahminde besleyip büyütensin
Kalbime degen sizilari ince ince söz eyle
Yüzüme degen gözyasimi damla damla rahmet eyle
Dudagima degen heceleri deste deste dua eyle

Ya Adl!
Sensin zulme ugrayanlarin dayanagi
Sensin mahzun kalplerin siginagi
Senin adaletindir sigindigim senin nizamindir güvendigim
Nefsime zulmetmekten koru beni
Adaletine razi eyle nefsimi
Egrilmekten koru kalbimi
Rizana göre ölçülendir beni
Mizaninda güzel eyle akibetimi
Kolay eyle sorgu sualimi
Hesap verme inceligiyle yasat beni
Zulmetmekten uzak eyle beni
Zulme ugramaktan koru beni

Ya Latif!
Senin hükümlerin her seyin her haline inceden inceye nüfuz eder
Hükmüne razi olmayi lütfet bana
Lütfunu hakkimda hükmün eyle
Hükmünü hakkimda latif eyle

21269017_3c7a1e65a6.jpg

Ya Sükür!
Sen ki bana iman verdin dalalette birakmadin
Bense sana sükrümde hep eksik yetersiz kaldim
Sükrünün lezzetini her dem tattir kalbime dilime
Sükredebilmek bile senden gelen bir nimettir
Bu nimetin suuruna erdir fakiri

Ya Aliyy!
En güzel sifatlar bile seni nitelemeye yetmez
Senin lütfunun sulesidir bütün güzel sifatlar
En mükemmel vasiflar bile seni vasfetmeye yetmez
Senin cemalinin gölgesidir bütün mükemmel vasiflar
Sen her türlü tasavvurun ötesindesin
Sen her türlü hayalin üzerindesin
Sifatlarina hayaller erisemez yüceligine akil sir ermez
Senin lütfunla ulviyet kazanir alemler
Senin tenezzülünle mertebeler kazanir insan, cin ve melekler
Aczime yüce kudretinle medet eyle
Fakrima ulvi yakinliginla imdat eyle
Sen ki içimin içinde olup bitenleri bilirsin yakindigina al beni
Sen ki yüceler yücesisin senden baskasina boyun egdirme beni

Ya Kebir!
Cümle efkar dar kalir senin kibriyani anlamaya
Cümle sözler sig kalir senin büyüklügünü anlatmaya
Bir seni büyük bilenlerden eyle beni
Büyüklügünü bilmekle genislet fikrimi
Kibriyani anlayacak akilla donat beni
Celalini görmekle genislet kalbimi

355029523_eb5258531a.jpg

Ya Hafiz!
Hifzinin hazinesinde alem bir noktadan ibarettir
Hifzinin ayinesinde ay ve günes sönük bir pariltidan ibarettir
Bahar kisa döner birgün gün aksama çikar
Sabahlar sendendir koru beni sabaha eristir
Yildizlar söner birgün daglar yerinden oynar
Gökler senindir koru beni kapina yetistir
Göklerde ölür birgün yer yerinden oynar
Her yer senindir koru beni menzile eristir
Kuslar dagilir birgün denizler kaynar ufuklar senindir
Koru beni ötelere eristir
Ismim unutulur birgün sesim boslukta çinlar
Yakinliklar sendendir
Koru beni yakinligina eristir
Defterim açilir birgün günahlarim çok tutar
Taktir senindir koru beni affini yetistir
Sözüm biter birgün sessizlik uzar kelam senindir
Koru beni müjdeni yetistir

Ya Mukit!
Sen ki herkesin her ihtiyacini her an görüp gözetirsin
Sana ayandir her türlü niyet ve hareketim
Sen ki sonsuzluk istedigini kalbime ilham edersin
Sana malumdur bütün dualarim ve isteklerim
Sen ki zayif ve acizleri yetim ve yoksullari kollayip gözetirsin
Senin asinadir acizligim ve yetimligim
Sen ki öncelikle yoksullara keremde bulunmayi seversin
Sana asikardir sevapça yoksullugum ve eksikligim
Niyetlerimi güzellestir ihlasa eristir beni
Ömrümü ebede bitistir cennetine yerlestir beni
Yoksullugumu rahmetine ayine eyle baskasina el açtirma
Günahlarimi gufranina bahane eyle yüzümü kara çikarma

cile.jpg

Ya Hasib!
Emellerim hesaba gelmez arzularim sayiya dökülmez
Defterimden yanlislarimi çikar ki hesabim kolay olsun
Ihtiyaçlarimin en küçügüne hayallerimin hiçbirine elim
yetismez
Kalbimin sizilarini topla ki hesaba gelir bir duam olsun

Ya Kerim!
Ya Rabbi! Kereminle güzel eyle her halimi
Kereminle sevindir kalbimi
Sen ki en çok acizlere zayiflara ikram eylersin
Sen ki hiç sebepsiz hiç hesapsiz kerem eylersin
Sen ki bir avuç tohumda bir bahçenin agacini saklarsin
Cennetine al hiç bitmeyen ikramina eristir beni
Kerem et bu acize az sevabini çok eyle

Ya Rakib!
Ömrümün her aninda seni anmak dilerim
Lakin halim el vermez unuturum
Kalbime zikrini yerlestir uyandir beni
Ölüm animi sen anarak yasamak isterim
Lakin mecalim yetmez susarim
Dualarimi katina eristir yandir beni
Hesap günü seni razi etmeyi arzu ederim
Lakin sevabim yetmez korkarim
Yaptiklarimi hayra eristir iyilerle andir beni

Ya Mücib!
Arza hacet yok halim sana ayandir
Söze gerek yok sessizligim sana beyandir

Ya Vasi!
Varlik sensiz darlanir

Ya Vedud!
Sen sevdigin ve sevdirdigin için bakar yüzler yüzlere
Sen sevdigin ve sevdirdigin için günes dogar günlere
Sen sevdigin ve sevdirdigin için baharin gelir her yere
Sen sevdigin ve sevdirdigin için kelamin deger dillere

0512171356395thankful_prayer.jpg

Ya Mecid!
Yakinligin ulviyetine engel degil ki
Bana akla hayale gelmez güzellikler bahsedersin
Ulviyetin yakinligina engel degil ki
Bana benden de yakin oldugunu her daim söylersin

Ya Bais!
Zerrelerimi topla bir bir dagildiklarinda
Hayat ver yeniden onlara ulastir en sevdiklerimin yanina

Ya Sehid!
Seni görür gibi yasamak en güzel haldir
Senin gören oldugunu görmek en güzel tecellidir

Ya Hakk!
Ancak sana yönelmek kuluna haktir
Kiblenden saptirma beni
Ancak sana edilen dualar kuluna haktir
Mahrum birakma beni
Ancak senden dilemek kuluna haktir
Sahipsiz birakma beni
Ancak sana dayanmak kuluna haktir
Çaresiz birakma beni
Ancak sana varan yollar kuluna haktir
Yoldan çikartma beni
Her seyden çok seni sevmek kuluna haktir
Yetim birakma beni
Bela hakkindaki hükmüne haktir
Ya Rabbi hak ettigimle degil lütfunla agirla beni

Ya Vekil!
Aczimi sana sefaatçi ederim
Kudretini dayanagim eylerim
Fakrimi sana elçi ederim
Rahmetini siginagim eylerim

355023200_1f45f8925e.jpg

Ya Kaviyy!
Aczimi bilip dergahina geldim
Iyyakanagbudü ve iyyakenestain
Fakrimi bilip senden istedim
Iyyakanagbudü ve iyyakenestain
Havl senindir kuvvet senin
Kavi olan ancak sensin

Ya Metin!
Demir emrinle parçalanirken nefsimin elinde birakma beni
Daglar sana boyun egmisken seytanin aldatmacalarina kandirma
beni
Denizler izninle yarilirken sebeplerin arasinda oyalama beni
Dilim sana içtenlikle yakarirken sözlerimden fazlasiyla anla beni

Ya Veliyy!
Sana tevekkül ettim vekilim sensin
Sana iman ettim sahibim sensin
Sana sigindim sirdasim sensin
Sana güvendim veliyyim sensin
Sana baglandim dostum sensin
Sana tutunuyorum bütün varligimla
Kimsenin yere yikmasina izin verme beni

Ya Hamid!
Hamid sensin hamd sanadir
Diller senin hamdinle tatlanir
Her nefes sana minnetle verilir ve alinir
Sana sonsuz övgümü biricik övüncüm eyle
Minnet altinda ezdirme kalbimi

125968653_69bd15dd35.jpg

Ya Muhsi!
Hadsiz acz ve zaaf içindeyim
Düsmanlarim pek yaman incitenim sayisizdir
Sana sükrüm yetersiz arzularim hesapsizdir
Fitratimin diliyle yalvariyorum dualar ediyorum
Isteyenlerin ve istenenlerin sayisini bilen ancak sensin
Kalbime yoldas eyle merhametini

Ya Mübdi!
Sen ki her seyi misilsiz ilkin yaratansin
Yaradisini her an yenileyen ve yeniden yaratacak olansin
Sevabimin yoklugunu rahmetine vesile kil
Elemimin çoklugunu lütfuna sebep kil
Günahimin bollugunu affina bahane kil

Ya Muid!
Ten kafesinden çikinca sana varir ruhlar
Sende son bulur sonlar

Ya Muhyi!
Çürüyüp toz olmus kemiklerin hatirini yalniz sen sorarsin
Ölmüslere ve unutulmuslara yalniz sen hayat bagislarsin
Ölümümü ebedi dirilisime baslangiç eyle

Ya Mumit!
Ölüm uzak degil bedenden bilirim ki ölümde senden
Faniyim fani olani istemem
Acizim aciz olani istemem
Ruhumu rahmana teslim eyledim ben
Ölümüm son degil baslangiçtir bilirim
Sonsuzluga baslangicimi iman üzre eyle Ya Rabbi

allaha-dua.jpg

Ya Hayy!
Her diri senden alir dirligini
Diriligimi diriligine ayine eyle
Ölüm bile senin ihya etmenle diridir
Ölümümü ebedi hayata bahane eyle

Ya Kayyum!
Yokluga düsürme kalbimi yaninda tut sevdiklerimi
Unutuslara gömme yüzümü nazarinda tut güzelligimi

Ya Vacid!
Varligini anlatmaya var sözü yetmez
Varlar seninle vardir
Varligini anlamaya varligim yetmez
Varlik sana sükrandir
Varliginin öncesi yok senin önceler seninle vardir
Varligina son yok senin sonralar seninle vardir
Varligina bahane yok senin an seninle vardir
Beni bensiz birak beni sensiz birakma

Ya Macid!
Izzet sahiplerinin olanca izzeti sana aittir
Övülenlerin bütün güzellikleri sana aittir
Iyilerin bütün iyilikleri sana aittir
Sevap sahiplerinin bütün sevaplari sana aittir
Vereceklerine karsilik degildir olamaz ibadetim
Ancak verdiklerin içindir cennetine al beni

Ya Vahid!
Kalbim her seye baglanir ayriligin ardindan aglamaklidir
Sen ki birsin baskalarina kosturup yorma beni
Ruhum her gelene sevdalidir
Gidenlerin gidisiyle yaralanir
Sen ki birsin çoklukta birakip aglatma beni
Kaygilarim bin türlü korkularim daglar kadar
Sen ki birsin yokluga düsürüp unutma beni
Sözüm kimseye geçmez kuvvetim kil kadar
Sen ki birsin boynu bükük çaresiz birakma beni
Bir seni bir bilirim iste kapina geldim baskalarina birakma beni

page03.jpg

Ya Kahhar!
Sen öyle Kahhar’sin ki kahrinda lütfun çok kahrinda acelen yok
Sen öyle Kahhar’sin ki kahrinda adalet var kahrina sinir yok
Düsmanimiz çok aczimiz nihayetsizdir
Kahrinla helak eyle zalimleri

Ya Samed!
Dogurmadin dogrulmadin dengin yok benzerin de hasa
Herkes sana muhtaç her sey sana muhtaç
Sen muhtaç degilsin hiç kimseye ve hiçbir seye asla
Ben sahip olduguma da muhtacim sahip olmaya da
Sen her seyin sahibisin ama sahip olmaya bile muhtaç degilsin
Sana muhtaçligim en büyük zenginligimdir
Senden baskasina muhtaç eyleme beni
Senin dergahinda fakrim en güzel vesilemdir
Senden baskasina el açtirma beni

Ya Kadir!
Öyle kadirsin ki kudretin olmasa
Var diye bir sey olmaz yok zaten anilmaz
Sen ki varsin yokluktan korkmam
Sen ki kadirsin aczimden utanmam
Sen ki rahimsin fakrimdan sikilmam
Aczime kudretinle medet eyle
Fakrima rahmetinle imdat eyle

Ya Muktedir!
Senin kudretine sinir çizilmez
Çünkü kudretine aczin zerresi deymez
Senin kudretine göre zor yada kolay olmaz
Senin kudretine göre her seyde bir seyde fark etmez
Sen ki her seyi bir sey gibi kolayca yaratirsin
Toprakta birakma beni
Sen ki bir seyi her sey gibi özenle yaratirsin
Unutusta birakma beni

49618642_f1af310e91.jpg

Ya Mukaddim!
Sen her seyi varligindan önce taktir edersin
Sen her isin basini ortasini ve sonunu bilirsin
Ben sevdiklerimi sen var ettikten sonra sevdim
Sen ise sevdiklerini benden önce sevdin ve sevdigin için var ettin
Ben kendimi sen var ettikten sonra bildim
Sen ise beni var olmamdan önce bilirdin
Ugradigim her yerde zaten sen vardin
Tanidigim her yeni alemi basindan beri tanirdin
Kalbimin ilk atisindan önce bana yar idin
Ben kendimi sevmeye geç kaldim
Mukaddim sensin diledigini diledigine üstün kilarsin
Sensin mukaddim diledigini öne alir diledigini sona birakirsin
Önce yaptiklarimi sonra yapacaklarimi bagisla
Baska ilah yok ancak sensin Allah(cc)

Ya Muahhir!
Zaman senindir
Diledigin isi öncelersin diledigini ertelersin
Izzet senindir
Diledigini yanina alir diledigini uzak eylersin
Irade senindir
Istediklerimi simdide verir sonraya da birakirsin
Hüküm senindir
Dilersen baskalarini bana tercih eder
Dilersen beni baskalarina tercih edersin
Hayat senindir
Dilersen ecelimi acilen verirsin dilersen tehir edersin
Takdir senindir
Dilersen cezami hemen verir
Dilersen tövbe edeyim diye geciktirirsin
Beni baskasina tercih et baskasini bana tercih etme
Beni benden al beni senden uzak etme
Rahmetini öncele gazabini ertele
Pisman olmama izin ver ecelimi tehir eyle

Ya Evvel!
Senin varligin evvelden evvel
Senindir sirrini kavrayamadigim ezel
Sen öncelerden de öncesin
Senindir zaman sen öncesizsin
Her seyin asli senin katindadir
Her isin basi senin yanindadir
Yokken bana sahip çikan sensin
Benden önce beni anan sensin
Önceleri yoktum sen var eyledin
Sonralari unutulucam sen an beni

dua.jpg

Ya Ahir!
Sensin sonralarin sonrasi nihayetin yok senin
Her seyin sonu senin yaninda
Her isin sonucu senin lütfunla
Seninle sona erer hasretlerim
Sende son bulur beklemelerim
Seninle güzellesir sonum sende gerçek olur umutlarim
Seninle sonsuzlasir an senin müjdenle genisler zaman
Seninle gelir yarinlar seninle var olur sonralar
Senin lütfunla varlik evine konuk oldum
Bugün var yarin yokum
Sonumu sonsuzluk eyle akibetimi hayr eyle kabrimi gülizar eyle
Ecel geldiginde müjdeni söyle

Ya Zahir!
Her seyin yüzünde kudret ve rahmetiyle görünen sensin
Her sey kendini gösterdiginden çok seni gösterir
Sen zahir olmasan isik kör kalir
Seni görür gibi yasamakla güzellestir halimi
Senden baskasi sahit olmaya deymiyor
Zuhuruna sahit olanlardan eyle beni
Seni anlatan kelimeler hiç bitmiyor
Ayetlerine sahit yaz beni
Gözlerim seni görmeye yetmiyor
Kalbimde görünür eyle kendini

Ya Batin!
Sen herkese gizli kalirsin
Hiçbir sey sana gizli kalamaz
Dipsiz kuyular derin kurutulmusluklar
Uçsuz bucaksiz ufuklar
Isigin erisemedigi derinlikler sana ayandir
Kalbimin sizilari ruhumun arzulari aklimin sirlari sana
asikardir
Sen ki hiçbir tasavvurun erisemeyecegi gizliliktesin
Aklimi hikmetinin inceliklerine asina eyle
Sirlarini arayisimi en tatli heyecanim eyle
Sen ki irade ve hikmetinle her seyin iç yüzünde saklisin
Nefsimi iradene ram eyle
Sen ki her seyin içine ve aslina hükmedersin
Kalbimi en güzel hallerle hallendir
Varlik senin izzet ve azametine perdedir
Sirlarini aç perdeleri indir

198324384_730c925f0c.jpg

Ya Vali!
Nefsimle beni sinayan sensin
Ömrümü eksiltende artiranda sensin
Ömür senin diledigindir
Malimi azaltanda çogaltanda sensin
Elimdekiler senin verdigindir
Sen dilemedikçe ben dileyemem
Diledigim sensin diledigim senin diledigindir
Sen ki kainata zerre zerre hükmedersin
Kalbimi kalp eyle dininde sabit kil
Sen ki her an her ihtiyaca kafi gelirsin
Fakrima medet eyle katinda sefaatçi kil

Ya Müteali!
Sen bütün yüceliklerden yücesin
Yüceler yücesi sensin
Sensin ulviler ulvisi sensin perdelerin gizledigi
Sensin görünenlerin gösterdigi
Sensin kainat kitabinin heceledigi
Iyiliklerin sahibi sensin her dilin yücelttigi sensin
Ufuklarin sahibi sensin
Sen Mütealsin
Her seyden ala, her kusurdan müberra, her noktadan paksin
Sonsuz kusurlu bu fakir
Her kusurum senin kemalini anlamam içindir
Kusurumu kemaline erisme vesilesi kil
Sen Mütealsin
Her seyin üzerinde her yüceligin ötesinde
Her eksiklikten münezzehsin
Sonsuz fakr içinde bu fakir
Fakrim senin rahmetini tatmam içindir
Fakrimi rahmetine yetisme vesilesi kil
Müteal sensin sonsuz acz içinde bu fakir
Aczim senin kudretine dayanmam içindir
Aczimi kudretine siginma vesilesi eyle
Müteal sensin, Ilah sensin, Rab sensin
Kullugumu rizani kazanma vesilesi eyle

Ya Berr!
Yoktum yoklugumun farkinda degildim
Iyilik ettin var eyledin beni
Anilmiyordum anilmaya deger degildim
Iyilik ettin insan eyledin beni
Bilmiyordum bilmedigimi bilmiyordum
Iyilik ettin kendini bilir eyledin beni
Inanmiyordum senin farkinda degildim
Iyilik ettin inanlardan eyledin beni
Kimsesizdim kendime dost ariyordum
Iyilik ettin dostun eyledin beni
Yetimdim sahibimi ariyordum
Iyilik ettin rahmetine çagirdin beni
Hataliyim pismanlik duyuyorum
Iyilik ettin kapina çagirdin beni
Yüzüm yok kimseye yaranamiyorum
Iyilik ettin dergahina aldin beni
Günahim çok senden utaniyorum
Iyilik ettin gufranina bogdun beni
Senden iyilik istemeye ne hacet
Istememi isteyisin zaten iyiligin degil mi
Senden istemeye ne hacet
Vermek istemeseydin istemeyi vermezdin ki
Ben sustum Ya Rab sen söyle iyiligimi

352281379_94a61a7d50.jpg

Ya Tevvab!
Iste kapina geldim
Edemedigim bütün tövbeler için sana tövbe ediyorum
Iste dergahina vardim
Dileyemedigim bütün özürler için senden özür diliyorum
Sana dönüyorum çünkü gidecek baska kapi bilmiyorum
Beni nasil kabul etmezsin ki kapina
Çünkü söyle dedigini biliyorum
“Allah(cc)’in kabulünü vaat ettigi tövbe
O kimselerin tövbesidir ki cahillikle bir suç islerler
ve çabuk tövbe ederler”
Bunlari söylemekle cahillik ettimse tövbe Ya Rab
Iste çarçabuk tövbe ettim
Sen tövbe edenleri seversin bilirim

Ya Müntekim!
Sen ki isyana ve inkara pek siddetli karsilik verirsin
Intikamin haktir senin
Sen ki mazlumlarin ahini isitir ezilenlerin halini görürsün
Cehennemin haktir senin
Sen ki diledigine rahmet eyler diledigine azab edersin
Adaletin haktir senin
Nefsimi isyandan uzak tut
Nefsimin eline birakma beni
Kalbimi nisyandan uzak tut
En güzel hale kalp eyle kalbimi
Zalimden ve zulümden uzak tut
Adaletine razi eyle beni
Rahmetini ver gazabindan uzak tut
Lütfuna muhatap eyle beni

Ya Afüvv!
Sen affedicisin sen affetmeyi seversin
Sen severek affedersin
Senin merhametli nazarin nice günahlari silip süpürür
Senin affinin gölgesinde bütün günah defterleri yanip kül olur
Sen affetmeyi öyle çok seversin ki
Günahimi dilersen affedecegini biliyorum diye de affedersin beni
Sen öyle nezaketle affedersin ki
Kendi hafizamdan da silersin günahlarimi mahcup etmezsin beni
Hataliyim itiraf ediyorum kusurluyum kabul ediyorum
Isyanim çoktur biliyorum çok unuttum utaniyorum
Unuttugumu da unuttum simdi hatirliyorum
Aldandim affini umuyorum

dua7pe9.jpg

Ya Rauf!
Yoklugumda bile hatirimi sorup var eyleyensin
Sen ki bütün sefkatlilerden sefkatlisin
Cemalinle iltifat et bana refetinle muamele et bana

Ya Malikü’lmülk!
Mülk senindir mülkünde diledigini eylersin
Senindir mülk diledigini mülküne dahil edersin
Bedeni senin mülkündendir
Hücre hücre tek sahibim sensin
Kalbim senin elindedir
Isyanda da itaatte de tek sahibim sensin
Sözüm senin verdiklerindendir
Sustugumda da konustugumda da tek sahibim sensin
Ruhum senin emrindir
Hayatimda a ölümünde de tek sahibim sensin
Yoklugumda da varligimda tek sahibim sensin
Mülkünün haricinde  bir yer yok ki çikayim
Baska kapi yok ki çalayim yanina al beni

Ya Zü’l-celal Ve’l-ikram!
Keremin öyle bol ki senin
Bir çiçegin güzelliginde baharin ihtisamini gizlersin
Keremini celalinle gösterirsin
Lütfun öyle çok ki senin
Bir damla suya bin hayat bahsedersin
Lütfunu ihtisamla açik edersin
Görünmen öyle açik ki senin
Zuhurunun siddetinden gözlerden gizlenirsin
Cemalini kereminle gösterirsin
Sen ki en sevgilini(asv) bana elçi eylersin
En sevgilini(asv) en sevgili eyle bana
Karanliklarimi dagit nur eyle beni

Ya Muksit!
Hak senin yanindadir
Haklilarin hakki senin katindadir
Her muhtaca payini veren senin adaletindir
Payima düsene razi eyle beni
Fazlindan fazla fazla ver bana

303211817_576d17b3f0.jpg

Ya Cami!
Sen ki Ibrahim’in(as) kuslarini dag baslarindan geri
toplayansin
Az olan sevaplarimi da topla hesap günü geldiginde
Iyilikten yana ne varsa senin katindadir
Yetersiz olan iyiliklerimi topla  hesap günü geldiginde
Yoklugu varligin alnina sebnem eyleyen sensin
Kerem et beni ve kardeslerimi de cem eyle iyiler meclisinde

Ya Ganiyy!
Öyle Ganiyysin ki lütfunu hak etmek gerekmez
Ihsanina layik olmak gerekmez
Elim istediklerime yetismiyor kalbimin emelleri hiç bitmiyor
Hayallerime kainat dar geliyor dilime sadece dua degiyor
Istesem ancak senden isterim
Iyyakenestain iyyakenastain

Ya Mugni!
Bütün zenginlikler senin ikramindir
Elimizde olanlar degil sadece elimizde senin ihsanindir
Sahip olduklarimiz degil sadece varligimiz da senin ikramindir
Her zenginin zenginligi senden baskalarina el açtirma beni
Yalniz sana karsi fakir olanlardan eyle beni
Fakirlik korkusundan azad eyle nefsimi
Neyim varsa senin verdigini bilenlerden eyle beni
Kainata dilenci eyleme kalbimi
Senin nazli bir misafirin olarak agirla iki dünyada beni

Ya Mani!
Sen mani olursan kimse manileri kaldirasi degil
Sen engelleri kaldirirsan hiçbir sey engel olasi degil
Ben bana gerekeni bilmem Hakim sensin
Men eyle bana verme neler engelse sana gelmeme

Ya Darr!
Zarar da fayda da senin iznindedir
Zarara izin vermende bir hikmetledir
Sen hakkimda zarar murad etmezsin
Iyilik senden kötülük nefsimdendir
Iyilige mecalim yok sen iyilestir beni
Zarar da görünse faydadir taktir ettigin
Kendime faydam yok zarardan kurtar beni

cocuklardua.jpg

Ya Nafi!
Yokken var edisin bana öyle bir fayda ki
Kömürü elmasa çeviren simya gibi
Vicdanima sakladigin sir öyle bir cevher ki
Adem’in(as) pismanligini açik eden dua  gibi
Kalbime koydugun muhabbet öyle degerli ki
Ibrahim’e(as) atesi serin eyleyen sir gibi
Bana bahsettigin hayat öyle bir Kevser ki
Isa’nin(as) ölüleri dirilten dokunusu gibi
Tenime verdigin afiyet öyle bir merhem ki
Eyyub’un(as) yaralarini iyilestiren deva gibi
Gözlerime degen nazarin öyle bir isik ki
Yunus’u(as) üç karanliktan çikaran nur gibi
Yüzüme tebessümü koyan yaradisin öyle güzel ki
Yusuf’u(as) yüzüne tutulan ahime gibi
Bana vaat ettigin cennet öyle bir müjde ki
Muhammed’in( asv) canlar oksayan tebessümü gibi
Her hayr senin elindendir katinda hayra eristir beni
Her menfaat senin taktirindedir rahmetinden menfaatlendir beni
Her fayda senin izninle gelir lütfundan faydalandir beni
Sensiz benden bana çare yok bana iyiligin gerek
Sensiz kimseden kimseye fayda yok bana kalbi selim gerek

Ya Nur!
Sen ki varlik aleminin nurusun
Sendendir çehrelerden parlayan nur
Sendendir göze bakis veren sir
Sendendir gönle nese veren sürur
Seninle nurlanir kalbim seninle aydinlanir aklim
Nurunu yagdir bana

Ya Hadi!
Sensin kalplerimize Hak yolunu gösteren
Sensin vicdanimiza Hakki asina eyleyen
Inayetini kar eyle bana hidayetini yar eyle bana
Yolunu yol eyle bana lütfunu bol eyle bana

eller1.JPG
Ya Bedi!
Hiçligi varlikla taçlandiran sensin
Varligi yokluktan çikarip süsleyensin
Sen ki her seyi essiz bir güzellikte yaratirsin
Essiz yakinligina al beni
Sen ki her isi özenle ve incelikle tamamlarsin
Inceden inceye sev beni

Ya Baki!
Ne zaman lezzet alsam tükenince elem çekerim
Lezzetleri daim eyleyen sensin
Ne zaman kavussam ardindan ayriligi beklerim
Kavusmalari sahici eyleyen sensin
Ne kadar çok sevdam varsa o kadar çok veda beslerim
Kalbime ebedi sevdalar düsüren sensin
Ömrüm kisa elim yetismiyor kalbim kandir
Baki olan ancak sensin Beka bahset imanima

Ya Varis!
Yok bildiklerim senin nazarindadir
Yitirdiklerim senin katindadir
Bitirdiklerim senin yanindadir
Unuttuklarim senin hatirindadir
Unutulmuslari sonunda sen anarsin
Gidene de kalana da Varis sensin
Ebedi kavusmaklar ver bana

Ya Resid!
Ya Rab sensin hakiki biricik mürsit
Yönümü sana çevir yolumu sana getir

Ya Sabur!
Eyyub’a(as) sabri sen ögrettin
Eyyub’a(as) sabri sen verdin
Sen ki sabri için Eyyub’a(as) översin
Sensin Sabur asil sabreden sensin
Sabur sensin sabredenleri seversin
Sabrin öyle ki ben kuluna hilmin çok
Sabredersin ki cezalandirmak ta acelen yok
Sabrin var ki pisman olacaklara mühletin çok
Sabrin öyle ki sabretmeyenlerae bile sabirsizligin yok
Sen ki bütün sabredenlerin sabir sebebisin
Muhabbetine mahzar olan sabilinden eyle beni

~ AMİN  ~

Namaz Kılıyor musun?

•Nisan 14, 2008 • 15 Yorum
Namaz Kılıyor musun?
Lütfen  okuyun ve biraz düşünün…
Neden namaz kılmıyorsun???
namaz kılmamak için bir sebebin mi var yoksa?
ne olabilir ki namazdan önemli olan sebep???

dur ben tahmin edeyim:
namaz kılacak vaktin yok değil mi?
ama onların da yoktu…

ya bedir savaşına ne demeli:

savaş hiç durulmuyordu aksine gittikçe kızgınlaşıyordu, bu arada ikindi vakti çıkmak üzereydi, ama kılacak zamanda yoktu karşında en az on katın düşman vardı.

kenara çekilipte namaza duramazdın, yada namazı kılmıyacaksın di mi bence en kolayı bu…
ya onlar ne yaptı Peygamberimiz 300 kişilik ordusun ikiye ayırdı yarısı geriye çekildi diğer yarısıdaha ileri atıldı ve daha bir kuvvetle savaştı,
ve geriye çekilenler Peygamberimizin imamlığında namazı kıldılar;bitince de digerleri ile yerdeğiştirip onlar savaşmaya başladı diğerleri geri çekilip  namazı eda ettiler…

sence onların zamanı varmıydı? ya da bunların…

ama o zaman bu yoktu değil mi?

yada bu

( resimdeki yazılar için tıklayın: http://img70.imageshack.us/img70/6154/huuml6li7.jpg )
eee tek sebebin bu mu yani? başkaları da yok mu?

hem vakit bulsan bile nerde kılacaksın ki namazı yer yok ki evde değilsin zaten başka yerde yok değil mi?

sence onların yeri var mı?

buda tutmadı başka yokmu bahanen?
yada yolculuk yapıyosundur değil mi, kılacak yer yok ki olsa kılardın…
peki onların var mı?


buda olmadı galiba?

yada çok yoğunsundur, çok işin vardır hiç ayıracak vaktin yoktur değil mi?

onların da işi çok ama bi on dakika ayırabiliyorlar

ama senin bir dakikan bile yok değil mi?

bir düşün bakalım bu kadar vakti ne için harcıyosun, dünyalık için değil mi?

iyi para kazanıyım, rahat yaşıyım, param pulum olsun hepsi bunun için mi?
bir daha düşün sen önce kim götürmüş bir bez parçasından başka bir şey, orada rahat etmek için kim biriktirebilmiş veya götürebilmiş kazandıklarını?
oraya gittiğinde ilk sorulacak soru ne biliyor musun?

yaa o zaman ne cevap vereceksin, vaktim yok diyemezsin, yer bulamadım diyemezsin, işim vardı diyemezsin değil mi?

belki şunu dersin: ‘bu kadar çabuk beklemiyordum ölümü yoksa kılacaktım ileride namazımı kaza namazıda kılacaktım’…ama senin yaşın genç daha yaşlanınca kılarsın değil mi hem o zaman bol bol vaktinde olacak,

ya yaşlanmazsan…

ya sen namaz kılmadan, senin namazını kılarlarsa

bunlar kadar gençmisin sen,ama bak onlar kılıyor neden?

namaza yetişmek için koşan bir çocuğa Hz.Ömer(r.a) ‘sen daha çocuksun bu kadar telaş etmene gerek yok sen daha küçüksün namaz sana farz değil‘demişti de çocuk cevap vermişti:’Amca, amca! Bu işin büyüğü küçüğü olur mu? Daha dün mahallemizde bir çocuk öldü. Üstelik benden de küçüktü. Ölüm denen gerçeğin büyük küçük ayırdığı yok. En iyisi her yaşta buna hazır olmalı. Hem bu yaşta Namaza alışmazsam, büyüyünce kılmak zor gelebilir.’

sen hala gencim de…?

aaa olmadı hastasın değil mi onun için kılamıyorsun, özür dilerim…

ama iyileşmen için namaz kılman gerektiğini biliyor musun? öyle dememiş mi Peygamberimiz’namazda şifa var’ kalk bir kıl bakalım namazın hastalığın kalıyor mu o zaman???

bak oda hasta üstelik kaç yaşına gelmiş…(HİÇ UNUTMAM DEDEM ÖLÜM DÖŞEGİNDE DAHİ KILIYORDU)

ama ayakta duramıyosun değil mi?
oturarak kıl, oturamıyosunda(yatalaksın)
kafanla kıl o zaman, yoksa tamamen felç mi geçirdin (şimdi yıttın galiba) zannetme ki yırttın o zaman da gözlerin kıl bak bu kadar kolaylık var, eminim başka bahanelerinde vardır…değil mi?

yaaa boş ver hem sen niye namaz kılacaksın önemli olan kalp değil mi? senin kalbin temiz kılsan ne olacak ki?

O ‘Güzeller Güzeli'(s.a.v)nin kalbi kapkara mıydı, pislik içinde miydi de, ayakalarının altı şişinceye kadar namaz kılardı?

eee gördün mü kalbin Efendimizin kalbinden de mi temiz acaba???

değil, değil mi?

bu da olmadı var mı başka bahanen kalmadı mı yoksa uyduracak bir şeyler?

tamam hepsini kılamıyorsun bari bir iki vakiti kıl olmaz mı?

oda mı yok?

bahanelerini dinleme(me)k isterim veya dur bunlarıda ben tahmin ediyim…

sabah namazına uyanamıyorsun, sabahın köründe kim kalkacak ki uykunu mahvedeceksin değil mi?

ya böyle bir ilan görsen ne yapardın acaba?

ama gitmezdin değil mi değmez onun için felan uykunu bozmana, sen mi gitmeyeceksin yalan bari söyleme ilk sen olmak için geceyi orda geçirirdin…

olmadı, gelelim öğleye, off öğle vakti o kadar telaşede namaza vakit mi ayırcaksınbir sürü işin gücün var yetişemiyorsun zaten, bir de namaz hiç olmaz bu kadar işin arasında namaz mı olur?

ama yemeğini yemeden öğleyi geçirmiyorsun belkide zevkini çıkara çıkara 1 saatte yiyosun yemeği değil mi, yemek daha önemli değil mi???

ya ikindi ne olacak??

dur şimdi zaten yoruldun bütün gün işler hala bitmedi bu yorgunlukla namazını felan kılamazsın, ama dedim ya az önce bir daha diyeyim ne demiş Peygamberimiz’hasta mısın, yorgun musun, çaresiz misin,… o zaman namaz kılda geçsin bunların hepsi…

ya akşam namazı???

oooo sende yaaa daha eve gidilecek, yemek yenilecek, zaten akşam vaktide kısa yetişemiyorsun değil mi?

evine 10 dakika sonra girsen ne olacak kaçmıyor ya ev, ama vakit gidiyor bir daha bulabilecekmisin o vakti???

yatsı namazını hiç sormuyum değil mi?

o saatte namaz mı kılınır insanın uykusu geliyor uykulu uykulu namaz kılınmaz ki…

ama nedense başka zamanlar uykun gelmiyor, mesela bunlara bakarken hiç uykun gelmiyor değil mi?

eee bunlarda olmadı vakitlerin birinden bile sıyıramadın yakayı,var mı başka bahanen benim aklıma bu kadarı geliyor, seninde aklına gelmiyor değil mi? kalmadı çünkü başka bahane… aslında var ben sana söyleyim mi üstelik bu sefer kesin kurtulursun namaz kılmaktan(zaten kılmıyosunda) üstelik bir tane değil, ne mi dur söyleyim:

1 : ÖLÜ İSEN

2: DELİ İSEN

3: ÇOCUK İSEN

4: HAYVAN İSEN

5: İNKARCI(KAFİR) İSEN

ne dersin sıyırdın bu sefer ha?

ama yok, nasıl olur sen ölü veya deli değilsin, üstelik kocaman adamsın ve insansın, Allah  korusun kafirde değilsin eee demek ki neymiş namazdan kurtulamazsın…………….

sana sesleniyorum ey insan boşver sen nefsini o zaten hiç namaz kılmak istemez ki sen dinleme onu bak yukarda birden sıraladı bahaneleri sonuç ne peki? koskoca bir hiç. yani gel namazını kıl uyma sen ona yoksa sende mi uyduracaksın bahane ama kalmadı ki bahane, niye mi namaz kılacaksın? dur onuda söyleyim:

sen müslümansın degil mi?(elhamdülillah) eee kanıtın ne nasıl ispatlarsın bana müslüman oldugunu, tabi ki namaz kılarak islam demek namaz demektir namaz dinin direğidir onun için…

bir de gözünü çevirde bak etrafına

bu güzellikleri Yaratan övülmez mi, ona sana verdiği binlerce nimet için şükredilmez mi, tabi ki şükredilir bu da en güzel şekli olan namazla olur, hem sen namaz kılmakla Allah ‘ı yüceltemezsin O zaten Yüceler Yücesi , sen ancak Rabbimin katında kendini yüceltirsin…

tamam sen boşver hepsini sen bunlara da mı acımıyorsun

Yüce Allah  buyurmuyor mu:

‘namazdan sonra edilen dua reddolunmaz’ diye, haydi onlar için başka bir yapmıyorsun(yapamıyorsun) madem en azından dua et…

hem bak doğada herşey ona secde ediyor sen daha ne duruyorsun


(mihraba vuran ışık namaz kılan insan figürünü andırıyor!)

şimdi gel ne dersin artık başlayalım mı namaza?
haydi Hz.Mevlana’ca namaz kılmaya var mısın??

onun gibi secde ede ede seccadeyi lime lime etmeye var mısın?

veysel karani gibi geceleri gündüzleri namazla geçirmeye var mısın?

öyle güzel bir namaz kılarmış ki mübarek bir geceyi sadece kıyamda, bir gece sadece ruküda, bir gece sadece secdede geçirirmiş…
Hz. Ali gibi, savaşta yediği okun acısından çıkaramıyorlar, ancak Hz. Ali namaza durunca çıkarıyorlar hem de kılı bile kıpırdamıyor, soranlara da ‘biz namaz kılarken can kuşumuzu salıveririz’ demiş, var mısın böyle namaz kılmaya?,

Hz.Rabia gibi, gözlerinde yaş kalmayıncaya kadar namaz da ağlamaya var mısın?

ve O GÜZELLER GÜZELİ Peygamberimiz, namazı en güzel kılan O kimse onun gibi Kılamazdı, varmısın onun ümmeti olarak namaz kılmaya?

biliyorum sen onlar gibi namaz kılamazsın, onlar gibi olsan zaten bahane uydurmaz, namaz kılmak için kendine yollar arardın bu zamanda…nasıl mı namaz kılacaksın?

öyle bir namaz kılacaksın ki ezanı okuyan Bilal-i Habeşi olacak, namaz kıldığın yer Mescid-i Haram(KABE) olacak ve imamın Hz. Muhammet Mustafa olacak ve Hz. ebubekir, Hz. Ömer, Hz.Osman, Hz.Ali ve sahabeyle birlikte namaza duracaksın….

öyle bir namaz kılacaksın ki, sırat köprüsünün üzerinde olacaksın aşağısı cehennem ve karşında YÜCELER YüCESİ Allah  TEALA ve meleklerle saf tutarak…

öyle bir namaz kılacaksın ki Mevlana’ca:

Namaza tekbirle girmek,’İlahi,biz Senin huzurunda kurban olduk !’ demektir. Tekbir getirerek kurban kesildi ğibi, tekbirle namaza başlamak da, ‘Allah ‘ım canımız Sana feda olsun!’ anlamındadır.

Namazda kıyama durmak, Allah ‘ın huzurunda kıyametteki muhasebeyi hatırlatır. Kul, biraz sonraki hakkıyla yerine getiremediği kullundan ve işledği günahlardan dolayı, utancından ayakta durmaya dermanı kalmaz, rükuya eğilir.

Başı rükuda iken’Hakk’ın suallerine cevap ver’ diye İlahi ferman gelir. Kul, rükudan başını mahcup olarak kaldırır. Ayakta duramaz, yüzüstü secdeye kapanır.

Tekrar ona,’Secdeden başını kaldır! Yapmış olduklarından haber ver’ diye ferman gelir. O, yine mahcup bir halde başını kaldırsa da, tekrar yüz üstü kapanır.

Aslında sen namazı Kabe de kılıyorsun biliyor musun? evet sen o safın içindesin aslında, ilk saf Kabe’nin etrafını çeviren ilk halkadır ve sende gittikçe büyüyen bu halkanın içindesin bu safın içindesin sen namazı orda kılıyorsun sadece biraz arka saflardasın o kadar, inşAllah  ön saflarda da kılmak nasip olur…

var mısın böyle namaz kılmaya?

hadi ey kalbim durma artık tövbe et ve Yaradanına en güzel hamdını sun, temizle kalbini pislikten, dünyalıktan ve kula yakışır bir şeklide MEVLA’ya yaklaş…

hadi be ruhum hadi be kalbim uymayın siz o nefsime o hep konuşur ve sizi kötüye götürür, siz ondan güçlüsünüz, siz ona hükmedersiniz hadi kırın onun gücünü

biliyorum yapacaksın sen bunu hadi o zaman bak Bilal-i Habeşi ezanı okumaya başladı
haydi şimdi namaz zamanı, haydi şimdi kurtuluş zamanı…

KURTAR KENDİNİ…

Kapatmacı Zihniyeti Kınıyoruz. WordPress Mahkemesi

•Ağustos 18, 2007 • 4 Yorum

Mahkeme Kararlarının en hızlı ve pratik hayata geçirilme noktası olan Türkiye’de yasakçı zihniyet dayatma ve engellemerlerine devam ediyor. Bu tür kapatmalar daha çok sürecek çünkü biz zihnimizi değişime ve yeniliğe kapatmışız.

Açılış Şekli; http://proxy.org/ sitesine girin adresinizi URL kısmına yazın ve Go.. Sitenizdesiniz. Sitenizde düzenleme yapacaksanız wordpress.com yazın url’ye ve normal girişinizi yapın

Herkese kolay gelsin.

Hanım hakkı…(biraz uzun ama mutlaka okusun özellikle erkekler)

•Ağustos 16, 2007 • 4 Yorum

Hanım hakkıHanımının güzel huylu olmasını isteyen, önce kendisi güzel huylu olmalıdır! Kur’an-ı kerimde, insana gelen musibetlerin, günahları sebebiyle geldiği bildirilmektedir. O halde, dinimizin emir ve yasaklarına riayet eden, hanımı ile iyi geçinir.

Fudayl bin Iyad hazretleri buyuruyor ki:
(Dine uygun olmayan bir iş yaptığımı, hanımımın huysuzluğundan anlardım. Hemen o işime tevbe ettiğim zaman, hanımımın huysuzluğu da giderdi. Böylece tevbemin kabul edildiğini de anlardım.)

Aliyy-ül Havas hazretlerine hanımı küsmüştü. Hanımı, kocasına muhalefet etmek için ayrı testi, ayrı bardak kullanıyordu. Aliyy-ül Havas hazretleri, bir gün yanlışlıkla hanımının testisinden su içince, hanımı hemen testiyi kırmıştı. Hazret, “Testiyi niçin kırdın?” bile dememiş, hiçbir şey olmamış gibi davranmıştı.

Osman el-Hattab hazretlerinin komşusu, Nureddin Şuni efendi anlatır: Bir gece dışarı çıktım eski bir hasıra sarılı birinin dışarıda yattığını görüp (Sen kimsin, burada niçin yatıyorsun?) dedim. (Komşu ben Osman el-Hattabım. Oğlumun annesi, beni evden kovduğu için sokağa çıktım, onun kızgınlığı gidinceye kadar burada yatmaya karar verdim) dedi.

Huysuz hanım
İbni Ebil Hamayil-i Sevri hazretlerinin hanımı huysuzdu. Kocasına ağzına geleni söyler, onu rahat bırakmazdı. O mübarek zat da hep sabrederdi. Yine bir gün hanımının yaptığı huzursuzluktan kurtulmak için uçarak kaçmıştı. Hanımı arkasından bakıp, (Hele şuna bak, uçup kaçmakla elimden kurtulacağını sanıyor) diye söylenmişti. Bizim gibilerin uçması mümkün olmayacağına göre, kaçmak suretiyle kavgadan, münakaşadan uzak durmaya çalışmalıyız. Haklı olduğumuzu ispata kalkışmamalıyız!

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Bir mümin, hanımına kızmasın! Kötü huyu varsa, iyi huyu da olur.) [Müslim]

(Kadın, zayıf yaratılışlıdır. Zayıflığını susarak yenin! Evdeki kusurlarını görmemeye çalışın!)
[İbni Lal]

(Müslümanların iman yönünden en üstünü, ahlakı en güzel olanı, hanımına, en iyi, en lütufkâr davranandır.)
[Tirmizi]

(Müslümanların en iyisi, en faydalısı, hanımına en iyi, en faydalı olandır. Sizin aranızda hanımına karşı en iyi, en hayırlı, en faydalı olan benim.)
[Nesai]

(Hanımının ve çocuklarının haklarını ifa etmeyenin namazları, oruçları kabul olmaz.)
[Mürşid-ün-nisa]

(Kocası razı oluncaya kadar, kadının namazları ve hiçbir iyiliği kabul olmaz.)
[Taberani]

(Namazları kabul olmaz) demek, namaz borcundan kurtulur, fakat namaz kılmakla meydana gelecek büyük sevaba kavuşamaz demektir. Namazı boşa gider demek değildir. Bir kadından kocası razı olmazsa, kadın, günahının cezasını çektikten sonra, Cennete girer. Cennete sadece kâfirler girmez.
Müslümanın günahı çok olsa da, sonunda mutlaka Cennete girer. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(İyi kadınlar, Allaha itaat eder ve kocalarının haklarını gözetir. Kocaları yokken, onların namuslarını ve mallarını, Allahın yardımı ile korurlar.) [Nisa 34]

Eve gelince hanımına selam verip hatırını sormalı, üzüntü ve sevincine ortak olmalıdır. Çünkü, o başkalarından ümitsiz ve yalnız kendisine alışmış bulunan dostu, dert ortağı, kendini neşelendiricisi, çocuklarının yetiştiricisi ve çeşitli ihtiyaçlarının gidericisidir. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Haksız olarak hanımını dövenin, Kıyamette hasmı ben olurum. Hanımını döven, Allah ve Resulüne asi olur.) [R.Nasıhin]

(Kadınlarınıza eziyet etmeyin! Onlar, Allahü teâlânın sizlere emanetidir. Onlara yumuşak olun, iyilik edin!)
[Müslim]

(Hanımına güler yüzle bakan erkeğin defterine bir köle azat etmiş sevabı yazılır.)
[R.Nasıhin]
(Hanımı ile iyi geçinip şakalaşanı Allahü teâlâ sever, rızklarını artırır.) [İ.Lâl]

…………………………………………………………………………………………………………………………………….

(Nasihat müminlere elbette fayda verir.) [Zariyat 55]

Hadis-i şerifte de buyuruldu ki:
(Ahlakınızı güzelleştirin.) [İbni Lâl]

Ahlakı değiştirmek mümkün olduğu için böyle buyurulmuştur. Zaten din, güzel ahlak demektir. Şu halde dinin emrine uyup yasak ettiğinden kaçan, huyunu değiştirip güzel ahlaklı olur. Güzel ahlaklı olan da iki cihanda rahat olur. Şimdi esas konuya geçelim!

Kusursuz kul olmaz. Kusursuz arkadaş arayan, arkadaşsız kalır, kusursuz eş arayan bulamaz. Yiğitlik, kusurlu insanla iyi geçinmektedir.

Evde hiçbir şeyi kusurlu bulmamalıdır! Tenkit, münakaşa, bir yuvanın yıkılmasına veya huzursuz hale gelmesine sebep olur. Şunu iyi bilmeli ki, yalnız karı-koca değil, hiç kimse tenkitten hoşlanmaz. Herkes takdir bekler. Genel olarak kadınlar, süse düşkündür, giyimlerine dikkat ederler. Aldığı bir elbise için, (Bu elbise, sana ne kadar da güzel yakışmış) dersek, bir şey kaybetmeyiz. Çünkü dinimiz, hanımla iyi geçinmek için yalan söylemeyi bile caiz görmüştür. Hele haklı bir takdiri esirgemek ahmaklıktır.

Bir kadın için en büyük mutluluk, kocasının kendisini takdir etmesidir. Bilhassa kadınlar, basit şeylere dikkat ederler. Bayramlarda, mübarek gecelerde, evlenme yıldönümlerinde ufak da olsa bir hediye vermeyi ihmal etmemelidir!

Kadının biri, senelerce güzel yemekler yapar. Buna rağmen, beyinden en ufak bir takdir, bir teşekkür görmez. Bir gün kapalı bir sahan içinde saman koyup yemeklerle birlikte sofraya koyar. Beyi kabı açıp samanı görünce, şaşırır, kızarak;
– “Bu ne, saman yenir mi? Ben hayvan mıyım?” diye çıkışır. Hanımı der ki:
– Yıllardır nefis yemekler yapıyorum. “Beyim galiba iyiyi, kötüyü ayıramıyor. Önüne ne konsa yer” diye düşünmüştüm. Şimdi, yalnız kötüyü anladığın, iyiyi hiç anlamadığın meydana çıktı.

Kötüyü tenkit etmesini bilen, iyiyi de takdir etmekten aciz olmamalıdır! Takdirden aciz olan da, tenkitten vazgeçmelidir! Beğendiği yemekler ve hizmetler için teşekkür etmek gerektiği gibi, beğenmedikleri için de teşekkür etmek gerekir. Çünkü, beğenilmeyen yemekler için de aynı hizmeti yapmış, aynı gayreti göstermiştir. Onun için atalarımız, “An beni bir kozla da, varsın çürük çıksın!” derler. Biri, bize bir ceviz ikram etse, o da çürük çıksa, arkadaşa kızmak mı gerekir?

Yabancıya gösterilen nezaketin hiç değilse onda birini, evde karı-koca birbirine göstermelidir! Kabalık, sevgiyi köreltir, huzursuzluğa yol açar. Mesela yabancı birine (Hep aynı şeyi anlatıyorsun) diyemediğimiz halde, evimizde de hiç duymamış gibi dinleyemiyorsak, mesela (Yine aynı şeyleri mi anlatıyorsun) diyorsak, nezaketten ne kadar uzak olduğumuz anlaşılmış olur.

Evdeki mutluluk, iş yerindeki nezaketten daha mühimdir. Huzur, milyarları kazanmaktan daha önemlidir. O halde, takdir edici, nazik ve güler yüzlü olanın evinde geçimsizlik olmaz.

Peygamber efendimiz, eve gülümseyerek girer, selam verirdi. Üzüntülü de olunsa, tebessüm ihmal
edilmemelidir! Çünkü “Lisan-i hal, lisan-ı kalden entaktır”, yani, hareketlerimiz, sözlerimizden daha fazla tesir eder.

Evet, tebessüm ateşinde erimeyen maden bulunmaz. Kalblerin fethi gülümsemekten geçer. Bir tebessüme esir olan genç, bir kızın hiçbir meziyetini dikkate almadan onunla evlenmek hatasına kurban gidebilir.

Müslüman güler yüzlü, münafık asık suratlı olur. Tebessüm, bedavadır, alanı mutlu eder, vereni üzmez. Bazen bir tebessümün hatırası ömür boyu unutulmaz. Huzurun anahtarı tebessümdür. Tebessüm edemeyen zavallıdır. Gülümsemesini bilmek, dünya ve ahiret saadetine sebep olur.

…………………………………………………………………………………………………………………………………

Din kitaplarında yazıyor ki, kadın çamaşır yıkamaya, yemek pişirmeye ve hatta çocuğuna bakmaya mecbur değildir. Mecbur olmadığı işlerde onu, çamaşırcı, aşçı, hizmetçi gibi kullanmaya kimsenin hakkı yoktur.

Yer yüzünde dört dörtlük kadın olmaz. Hepsinin iyi yönü olduğu gibi kötü yönü de olabilir. Bir atasözü var: Elin karısı ele kız, elin tavuğu ele kaz görünür derler. Kadından çok şey beklemek dini bilmemenin alametidir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Kadın, eğri kaburga kemiğinden yaratıldı. Hiç bir şekilde tam doğru olamaz. Onu doğrultmaya çalışırsan kırarsın. Kırılması boşanması demektir.) [Buhari]

Kuran-ı kerimde, insana gelen musibetlerin, günahları sebebiyle geldiği bildiriliyor. Fudayl bin İyad hazretleri, (Eşim huysuzluk yapınca, dine aykırı bir iş yaptığımı anlardım. Hemen o şeye tevbe edince, eşimin huysuzluğu da giderdi. Böylece tevbemin kabul edildiğini de anlardım) buyurdu. O halde, Müslüman erkek, eşi ile iyi geçinir. Çünkü Peygamber efendimiz buyuruyor ki:
(Hanımlarınızı üzmeyin. Onlar, Allahü teâlânın size emanetidir. Allahın emanetine yumuşak olun, iyilik edin!) [Müslim]

Şu halde kimin emaneti olduğunu düşünmeli, Allahın emanetine hıyanet etmemeli.

Erkek, hep kendini kusurlu görmeli, (Ben iyi olsaydım, o böyle olmazdı) diye düşünmeli. Eşinin iyiliğini, iffetini Allahü teâlânın büyük nimeti bilmeli. Onun huysuzluklarına iyilikle muamele etmeli, iyiliği çoğalıp, her işi seve seve yapınca, ona dua etmeli ve Allahü teâlâya şükretmeli. Çünkü, uygun bir kadın büyük bir nimettir. İyi davranmak, sadece hanımı üzmemek değil, onun verdiği sıkıntılara da katlanmak demektir. Yani bir erkek, ben iyi bir kocayım diyorsa, hanımından gelen sıkıntılara katlanması gerekir. Hadis-i şerifte, (Hanımının kötü huylarına katlanan erkek, belalara sabreden Eyyüb aleyhisselam gibi mükafatlara kavuşur) buyuruldu. İyi Müslüman olmak için hanım ile iyi geçinmek şarttır. Allahü teâlâ, (Onlarla iyi, güzel geçinin!) buyuruyor. (Al-i İmran 19)

İyi geçinme, güzel geçinmek, ne demektir? İyi erkek, sadece eşine kötülük etmeyen değil, eşinden gelen sıkıntılara da katlanandır. Eğer bir erkek, eşinden gelen sıkıntılara katlanamıyorsa, iyi birisi olduğunu iddia edemez, buna hakkı da yoktur.

Mürşid-i kâmil olan büyük zatlar, talebelerine, “Hanımını üzeni sevmeyiz. Allahü teâlâ evin içini hanıma vermiştir. Bir erkek evin içine ne kadar çok karışırsa, dünyada ve ahirette o nispette çok sıkıntı çeker buyururdu. Üç hadis-i şerif meali şöyledir:
(İman yönünden en üstün mümin, hanımına, en iyi davranandır.) [Tirmizi]
(Eşine güler yüzle bakanın defterine bir köle azat etmiş sevabı yazılır.) [R. Nasıhin]
(Eşinin haklarını ifa etmeyenin namazları, oruçları kabul olmaz.) [Mürşid-ün-nisa]

Erkek, eşinin yemeğine karışmaz, temizliğine karışmaz, ütüsüne, eşyaları düzenlemesine karışmaz. Onun dünyası evidir. İstediğini yapar. Yemek yapmamışsa, olsun peynir ekmek yeriz demesi gerekir. Tuzlu tuzsuz yapmışsa ses çıkarmaz. Yemek yanmışsa hiç görmemesi gerekir. Eğer erkek bunları yaparsa, kadın kocasına hayran olur, kendisi utanır, düzeltmeye çalışır. Aksine niye böyle yapıyorsun denirse, iş çığırından çıkar. Kadın zayıftır, tez üzülür, tez sevinir, çok şeyi bir anda silip atar. Bütün iyiliklerini unutur. Bunun için boşama hakkı erkeğe verilmiştir. Erkekten daha dirayetli, kadın olmaz mı; elbette olur, ama istisnalar kaideyi bozmaz.

Yine büyük zatlar buyuruyor ki:
(Hanım, evde hizmetçi değil, sultandır. Hanımını üzmek akıllı insanın yapacağı iş değildir. Bir Müslüman hanımını nasıl üzer, akıl almıyor. Aklı olan karı koca, birbirini üzmez. Hayat arkadaşını üzmek, incitmek, ahmaklık alametidir. Zalim, huysuz kimsenin eşi, devamlı üzülerek sinirleri bozulur. Sinir hastası olur. Sinirler bozulunca, çeşitli hastalıklar hasıl olur. Hayat arkadaşı hasta olan bir eş, mahvolmuş, mutluluğu sona ermiş demektir. Eşinin hizmet ve yardımlarından mahrum kalmıştır. Ömrü, onun dertlerini dinlemekle, ona doktor aramakla, ona alışmamış olduğu hizmetleri yapmakla geçer. Bütün bu felaketlere, bitmeyen sıkıntılara kendi huysuzluğu sebep olmuştur. Dizlerini dövse de, ne yazık ki bu pişmanlığının faydası olmaz. O halde; eşine yapılacak huysuzluğun zararı kendine olur. Ona karşı, hep güler yüzlü, tatlı dilli olmaya çalışmalı! Bunu yapabilen, rahat ve huzur içinde yaşar, Allahü teâlânın rızasını da kazanır!)

Bir kadına kaşın böyle gözün şöyle demek, yani çirkinsin demek, öldürmekten beterdir. Bir arkadaş anlattı:
Yakın akrabamız bir bayan, (Kocam bana esmersin, pasaklısın dedi, hiçbir zaman Güzelsin, seni seviyorum demedi, hep kötü yönlerimi söyledi, elin adamlarından güzel söz duyunca, ister istemez gönlüm o adamlara düştü, kocamdan soğudum) dedi. Bu durumu iyi bilen bir arkadaş, oğlunu evlendirirken (Aman oğlum, eşinle kavga etsen, kötü söz söylesen bile, ona sen çirkinsin deme, her zaman güzel olduğunu söyle) derdi. Kızımla annesi tartışınca, kız bana, (Baba bu köylüyü nereden buldun da aldın) der. Ben de, (Ama annen güzeldi onun için) derim. Kavga biter hemen.

Bir de, daha önce başından bir evlilik geçmişse, hanım sorsa bile, eski eşten kesinlikle bahsetmemelidir. Eski eşin adını sakın evde anmamalı. Bir gün Peygamber efendimiz, vefat eden Hazret-i Hatice validemizi anınca, kadınların en üstünü olan Âişe validemiz bile üzüldü. O üzülünce kim üzülmez ki?

Kadın, erkek iyi geçinmek için yalan söyleyebilir. Bir hadis-i şerif meali:
(Erkek, eşini, eşi de, beyini idare etmek için yalan söylerse günah olmaz.) [Müslim]

İbni Erkam hazretleri, Hazret-i Ömere, (Eşim, bana sevmediğini söyledi. Beni sevmeyen bir kadınla birlikte yaşayamam, ayrılmak istiyorum) dedi. Hazret-i Ömer, kadına sordu:
- Kocana, seni sevmiyorum dedin mi?
- Evet dedim.
- Niçin?
- Bana sordu. Ben de yalan söyleyemedim. Yoksa burada yalana izin var mıdır?
- Elbette burada yalan söylemeye izin vardır. Bir kadın, kocasını sevmese de, onu üzmemek için, yalan söylerse günah olmaz.

Hanımı idare etmek, onu haramdan korumak, neşelendirmek birinci vazife olmalıdır.

Evliya zatlar buyuruyor ki:
(Talebeye ne yapılırsa, hocasına gider. Evlada yapılan bir şey, babaya yapılmış gibidir. İyilik de kötülük de.)

O halde büyükleri üzmemek için saliha hanımla iyi geçinmek zorundayız.

Saliha hanım, bulunmaz nimettir, Cennet nimetidir. Cennet nimetinin kıymetini bilmek, muhafaza etmek her Müslümanın vazifesi olmalı.

Çocukları kavgalı, stresli bir ortamda yetiştirmemeli. Yarının büyüğü olarak yetiştirmeli. Ivır zıvır şeylerle bu hayatı kendimize, çoluk çocuğumuza zehir etmemeliyiz. Problemli ailelerin çocuklarıyla kimse oğlunu kızını evlendirmek istemez. Bu da ayrı bir konu.

Bütün sıkıntılar ölümü unutmaktan, hak ve hukuka riayet etmemekten yani dine uymamaktan ileri gelir. Bir zat anlatır:
(Bir gün bana bir arkadaş geldi. Hanımı ile hiç geçinemiyormuş. Evde her gün basit şeyler yüzünden tartışma oluyormuş, bıkmış bu tartışmalardan, artık ondan ayrılmak istiyordu. Bunların münakaşaları yüzünden iki taraf aileleri de birbirine girmiş. Hanımı bunun tarafına, bu da hanımının tarafına düşman vaziyette. Kanlı bıçaklı deniyor ya aynen öyle imişler. Yine bir gün perişan bir vaziyette geldi, hiçbir nasihat dinleyecek halde değildi. Ya Rabbi, ben buna ne diyeyim diye düşündüm. Sonra ona, Ayrılsan da fark eden bir şey olmayacak, bir ay kadar ömrün kaldı, ne istiyorsan git yap dedim. Bu sözü duyan arkadaş şok oldu, rengi attı, yine perişan bir durumda çıkıp gitti.

Sonra arkadaşlardan ve kendisinden dinlediğim için ne yaptığını anlatayım. Kapıdan çıkar çıkmaz özel kalemdeki arkadaşlarla helalleşmeye başlamış. Rastladığı herkesle helalleşiyormuş. Eve gidince kavgalı hanımına, (Hatun gel demiş, bunca zamandır seni üzdüm, sana iyi kocalık yapamadım, istediğini alamadım, hakkına riayet edemedim, ne olur beni affet, bana hakkını helal et) demiş. Tabii bunu ağlamaklı diyor, gerçekten diyor.

Hanımı bakmış, Allah Allah, bu adama ne oldu da böyle şeyler yapıyor, acımış ona, bey demiş, sen hakkını helal et, ben hep edepsizlik yaptım, seni çok üzdüm demiş. Başlamışlar ağlamaya, sarılıp ağlaşmışlar. Sonra adam, kavgalı olduğu kayınpederlerine gitmiş. Aynı şekilde onlardan ağlamaklı olarak özür dilemiş, size iyi evlatlık yapamadım, hizmet edemedim, ne olur beni affedin, hakkınızı helal edin demiş. Onlar da şaşırmışlar, yavrum demişler, sen hakkını helal et, biz büyüklük yapamadık, sizi hoş göremedik, sizin aranızı çok zaman biz bozduk. Sen bizi affet, hakkını helal et diyerek ağlaşmışlar. Sonra hanımı da bunun kavgalı olduğu annesine babasına gitmiş. Aynı şekilde o da onlardan özür dilemiş, size iyi gelinlik yapamadım, çok edepsizlik ettim, sizi çok üzdüm demiş, helallik istemiş. Onlar da aynı şekilde mahcup olup, asıl sen bizi affet hakkını helal et, biz büyüklük yapamadık, sizi çok üzdük demişler, sarılıp ağlaşmışlar. Evde ise her gün sanki Cennet hayatı yaşıyorlar. Karı koca birbirlerine hizmet ediyor, terlik vesaire getiriyorlarmış. Bir dedikleri iki olmuyormuş.

Ama arkadaş, benim sözümü hiç söylememiş. Bir ayın dolması için günleri sayıyormuş. Günler yaklaştıkça bunun iyiliği artıyormuş, geceleri ibadeti artıyormuş. Bunun iyiliği artınca hanımının da ve ailelerin de iyiliği artıyormuş. Derken bir ay dolmuş. Ha bugün öleceğim derken, nedense ölmemiş. Kesin bir ay denmedi, bir ay kadar dendi, belki birkaç gün daha var diye düşünmüş. Birkaç gün daha beklemiş, yine ölmemiş. Sonra yanıma geldi, odadan içeri girince, (Efendim ben ölmedim) dedi. Ne ölmesi dedim. Efendim siz bana demiştiniz ki bir ay kadar ömrün kaldı, o bir ay doldu ama ben ölmedim. Kardeşim, ben senin ne zaman öleceğini bilemem, ama şunu biliyorum, ölüm var, bir gün elbette öleceksin. Ölecek adam kavga niza ile hayatını zehir etmez. Şu andaki hayatından memnun musun dedim. Evet hiç tartışmamız olmuyor dedi. Haydi böyle devam edin dedim. İki çocukları oldu, gül gibi geçinip gidiyorlar. Bütün mesele ölümü unutmamak. Ölümü unutunca ne oluyor, unutmayınca ne oluyor bu açık bir örnek.)


Koca hakkı…

•Ağustos 16, 2007 • 8 Yorum

Koca hakkı…Erkeğin de hanımı üzerinde hakkı çoktur. Kadın kocası ile iyi geçinmelidir! Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Kadının cihadı, kocası ile iyi geçinmektir.) [Taberani]

Bir kadın, kocasını güzel karşılar, güzel sözler söyleyerek hoşnutluğunu kazanmaya çalışırdı. Peygamber efendimiz aleyhisselam, kadının bu hareketinden dolayı kocasına buyurdu ki:
(Hanımına selam söyle, yarı şehid sevabına kavuştuğunu haber ver!) [Şira]

Kadınların Cennete girmeleri erkeklere göre daha kolaydır. Bir hadis-i şerif meali:
(Kadın, beş vakit namazı kılar, orucunu tutar, kendini yabancılardan korur ve kocasına muti olursa, Cennete girer.) [İbni Hibban]

Erkeğini razı eden kadın için korku yoktur. İki hadis-i şerif meali şöyledir:
(Kocası razı olduğu halde ölen kadın Cennete girer.)
[Tirmizi]

(Kocasına muhabbet gösteren, çocuk doğuran, öfkelendiği an veya kocası kendine kızdığı zaman, kocasını razı edinceye kadar uyumayan kadın Cennetliktir.)
[Taberani]

Kadına ziynet eşyası mubahtır. Ziynet almak için kocasını müşkül duruma düşürmemeli, yabancılara ziynetlerini göstermemelidir! Böyle olunca ziynetleri Cennete girmelerine mani olmaz. Bir hadis-i şerif meali:
(Cennette kadınların az olduğunu gördüm. Sebebini sordum. “Onları altın ve ziynet eşyası meşgul etti” dediler.) [İ. Ahmed]

Kocasına, elinden geldiği kadar güler yüzlü davranıp, sevgi göstermeli, dili ile de onu incitmemelidir. Hadis-i şerifte buyuruluyor ki:
(Kıyamette Allahü teâlâ, kocasına dili ile eziyet eden kadının dilini 70 arşın uzun yapıp, boynuna dolar. Kocasına kötü gözle bakan kadını da başı kesik ve bedeni parçalanmış hale çevirir.) [Şira]

(Senden ne gördüm) diyerek küfran-ı nimette bulunmamalıdır! İki hadis-i şerif meali şöyledir:
(Eğer kocalarına karşı küfran-ı nimette bulunmasalar, namaz kılanlar hemen Cennete girerdi.) [Şira]

(Cehennem halkının ekseriyetini kadınların teşkil ettiğini gördüm. Sebebi de, çok lanet ederler ve kocalarına karşı küfran-ı nimette bulunurlar.)
[Buhari]

Kocasına bir iyilik yapmışsa, başına kakmamalıdır. Yeme ve giyme gibi hususlarda kocasını üzmemeli, yapamayacağı şeyi ondan istememelidir! Kocasının şerefini korumalı, her işte onun rızasını kazanıp gönlünü hoş etmeye çalışmalıdır! Hadis-i şerifte buyuruluyor ki:
(Kocanın hanımı üzerindeki hakkı, benim sizin üzerinizdeki hakkım gibidir. O halde kocasının hakkını gözetmeyen, Allahü teâlânın hakkını gözetmemiş olur.) [Şira]

Kadın, kocasını üzmemelidir.
Bir gün Hazret-i Fatıma, ağlayarak babasının huzuruna geldi. Resulullah efendimiz buyurdu ki:
– Ya Fatıma, niçin ağlıyorsun?
– Kasıtsız söylediğim bir sözden Ali bana kızdı. Özür diledim. Fakat onu üzdüğüm için ağlıyorum.
– Kızım, bilmez misin, Allahü teâlânın rızası kocanın rızasına bağlıdır. Ne mutlu o kadına ki daima kocasının rızasını arar, kocası ondan razı olur. Kadınlar için en üstün ibadet, kocasına itaattir. Erkek, hanımından razı olunca, o kadın istediği kapıdan Cennete girmeye hak kazanır. Kocasını üzen kadın, onu razı edinceye kadar, Allahü teâlânın lanetinde olur.)
[R. Nasıhin]

Koca hakkına riayet, kadına cihad etmiş gibi sevap kazandırır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Koca hakkına riayet, Allah yolunda cihad etmek gibidir.) [Taberani]

(Kadın, kocasından izinsiz olarak nafile oruç tutamaz. Eğer tutarsa, aç ve susuz kalmış olur, sevap kazanamaz. Kocasından izinsiz evinden dışarı çıkamaz. Çıkarsa, gökteki melekler, geri evine dönünceye kadar ona lanet eder.)
[Taberani]

(Bir erkek, ihtiyacı için hanımını çağırsa, kadın tandır başında olsa da, hemen ihtiyacına cevap versin!)
[Tirmizi]

(Kocası çağırdığı halde yatağa gelmeyen kadına melekler sabaha kadar lanet eder.)
[Buhari]
(Kadın, kocasının izni olmadan kendi malını da harcayamaz.) [Taberani]

(İzinsiz evden çıkan kadına, kocası razı oluncaya kadar, güneşin ve ayın doğduğu her şey lanet eder.)
[Deylemi]

(Kadın, kocasından izinsiz
[ana, baba, kardeşleri dahil] hiç kimseyi evine alamaz, nafile namaz kılamaz.) [Taberani]

(Kadınlarınızı süslü giyinmekten men ediniz! Beni İsrail kadınları süslü giyinip camiye gururlanarak yürüdükleri için lanetlenmişlerdir.)
[İbni Mace]

(Kocası razı oluncaya kadar, kadının namazları ve hiçbir iyiliği kabul olmaz.)
[Taberani]

(Kadının namazları kabul olmaz) demek, namaz borcundan kurtulur, fakat namaz kılmakla meydana gelecek büyük sevaba kavuşamaz demektir. Namazı boşa gider demek değildir.

Bir kadından kocası razı olmazsa, kadın, günahının cezasını çektikten sonra, Cennete girer. Cennete sadece kâfirler girmez. Müslümanın günahı çok olsa da, sonunda mutlaka Cennete girer.
Karı koca iyi geçinip, birbirlerinin rızalarını almaya çalışmalıdır.

 
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.